|
'Sen Gerçekten İnanmışsın!' |
|
Pazar, 28 Haziran 2009 |
Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) bir sahabiye bir gün "İmanın hakikati nedir?" diye sorar. Sahabi hiç tereddüt etmeden, "Ben kendimi her gün Cennet ve Cehennem'i müşahede ediyor gibi, mele-i âlânın sakinleriyle beraber olur gibi hissediyorum." diye cevap verince Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) >>>
|
|
Perşembe, 07 Mayıs 2009 |
"İmparatorluğun en uzun yüzyılıydı." Zîrâ, yüzyıla sığmayacak kadar büyük hâdiselerle karşı karşıya kalınmıştı. Çil çil kubbeler dikilen Balkanlar artık elden bir bir çıkıyordu. Bu sadece basit bir toprak kaybı değildi; sanki hükümdarın ciğeri sökülüyordu. Devlet-i Âliye-i Osmaniye, devletler dengesinde artık son sözü söyleyecek durumda değildi. Osman Gazi'nin, Fatih'in, Yavuz'un ruhu yitirilmiş, devletin birliği ciddi sarsıntılar geçirmiş, ebet-müddet ideali geçmişteki gibi derinden hissedilmez olmuş, devletin hazinesi tükenmiş, Avrupalı bankerler alacaklarına karşılık Filistin topraklarını isteyecek kadar ileri gitmişlerdi. >>
|
|
Salı, 10 Mart 2009 |
|
Harun Tokak, Yeni Şafak  Artık yorgundun… Ayakların seni taşımıyordu. O ayaklarla gitmediğin, atını sürmediğin yer yok gibiydi… Anadolu'da ayak basmadığın yer bırakmadığında; atının yönünü Asya'ya çevirdin. Biliyorsun… O kış, bahar bestesiyle gelmişti. >>> |
|