|
Diyalogu, düşünce sistemleri, örf ve âdetleri, inançları, kültürleri farklı insanların bir araya gelerek ortak bir paydada buluşma, birbirlerini anlama ve huzur içerisinde yaşama gayreti olarak tarif edebiliriz. Diyalogda birbirini anlama esas gaye olmalıdır. Farklı görüşten insanlar, kimliğini kaybetme korkusuyla bir araya gelip konuşmaktan çekinmemeli, diğer taraftan karşı tarafa fikirlerini zorla kabul ettirme anlayışı içinde de olmamalıdırlar. Fikirlerinden taviz vermeden karşı tarafın düşüncesini anlamaya çalışmak, onu kendi kimliği ile kabul etmek diyalog insanının gayesi olmalıdır. Hz. Âdem’den itibaren yeryüzüne dağılarak toplumlar kuran insanlar, yine şüphesiz ... |
|
|
Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 24 Mart 2006, Cuma
Ötekilerle (bu arada diğer dinlerin mensupları ile) farklı şekillerde ve farklı amaçlara yönelik olarak bir araya gelmek, çeşitli ilişkiler kurmak, konuşmak, (fikir dahil) alış-veriş yapmak, gerektiğinde tartışmak, "farklılığın olduğu gibi kalması gereken alanlarda" karşılıklı olarak nasıl davranılacağı, "ortak problemlerin çözümünde" nasıl işbirliği veya bölümü yapılacağını görüşmek (işte bunların adı diyalogdur) kaçınılmazdır, tabîîdir, gerekli dikkat, uyanıklık ve titizlik gösterildiği takdirde yararlıdır. ... |
|
|
Mustafa Arslan, herkul.org İslam'ın şartı beş. Altıncısı haddini bilmek. Öğrenilen bir ayetle bir sürü hükümler çıkarmak kimsenin haddine değildir. İnsanı telafisi mümkün olmayacak hatalara düşürebilir: Mesela: “ve inneke letehdi ila sıratin müstakim”(şura 42) ayetinin anlamını söyler misin? Müdür bey: |
|
|
Mustafa Arslan, herkul.org
Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) İslam'ı tebliğ etmek istediği insanlarla diyalog yolları araştırmış ve bulduğu ortak paydaları değerlendirerek İslam'ın güzelliklerinin görülmesine vesile olmaya gayret etmiştir. Tevbe Suresi inzal buyurulmuş, savaş hükümleri gelmiş, Ehl-i Kitab'ın durumu İslam ölçülerine göre vuzuha kavuşmuşken Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Bizans İmparatoru Herakliyüs'e Dıhyetü'l Kelbi (radıyallahu anh) ile Al-i İmran Suresi 64. ayeti yazıp göndermiştir. “Kul ya ehlel kitab. Tealev ila kelimetin sevaen beynena ve beyneküm. (De ki; Ey Ehl-i Kitap sizinle bizim aramızda eşit olan bir kelimeye gelin.)” Yani “lailahe illallah” (Allah'tan başka ilah yoktur.) kelimesine gelin. Yine aynı şekilde Necran Hristiyanlarına yazdığı mektubun besmele kısmı ne kadar ilginçtir: ... |
|
|
Prof.Dr.Hayrettin Karaman - Hüseyin Gülerce (6 Şubat 2005 Tarihli STV - Pazar Sohbeti'nin Transkripsiyonu) Hocam, hoş geldiniz. Üç önemli konumuz var birisi dinler arası diyalog denilen fakat aslında din müntesipleri arasındaki diyalog kast ediliyor bu konuyu konuşacağız veya kültürler arasındaki diyalog. İkincisi, son günlerde gündeme getirilen misyonerlik faaliyetleri var bu konuyu konuşacağız. Daha sonra da malumunuz Türkiye, AB üyelik sürecinde müzakere tarihi aldı. Önümüzdeki sonbaharda üç ekimde AB ile müzakereler başlayacak fakat hem Türkiye’de kamuoyunda hem de Avrupa kamuoyunda Hıristiyanlık-Müslümanlık konusu gündeme getiriliyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine bir de din perspektifinden bakmaya çalışacağız veya din konusunu konuşacağız... |
|
|
Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 7 Ocak 2005, Cuma
Diyalog konusuna tahsis ettiğim yazıların ilkinde diyalogun mana ve maksadını şöyle açıklamıştım: "Farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzına sahip fertler ve gruplar arasında yapılan buluşma ve görüşmelerin birden fazla amacı vardır; bunlardan bazıları da şunlar olabilir:... |
|
|
Prof.Dr.Hayrettin Karaman
"Dinlerarası diyalog" adıyla toplantılar yapılıyor. Şüphesiz bu toplantılarda tarafların ortak veya her birine özel amaçları vardır. Ancak ortada hiçbir kimsenin görmezlikten gelemeyeceği bir gerçek daha vardır: Bugün insanlar dünyada ve ülkelerde farklı inançlara sahip veya hiçbir inancı olmayan, inancı olup da gereğine göre hareket etmeyen bireyler ve guruplar halinde bir arada yaşıyorlar. Bu "bir arada yaşayış" ya bir anlaşma ve uzlaşmaya dayanır veya her biri diğerine zoraki katlanıyor... |
|
|
Prof.Dr. İbrahim CANAN İslamî düşüncede insan tarif edilirken “medeniyyün bittab'” (yaratılışı gereği medenî) denilir. İnsanoğlunun genleri sanki cemiyet halinde yaşamak üzere programlanmıştır. O, oturacağı bir eve kavuşmak veya yiyeceği bir lokmayı elde etmek için onlarca insanla münasebet halinde olmak zorundadır. Şaka için bile olsa, “Ev olarak mağara, yiyecek olarak ot yeter” diyecek birine, yazlık-kışlık giyeceklerini, kalemini, mürekkebini hatırlatırız. ...
|
|
|
Mustafa Arslan, herkul.org Bir bölgede herhangi bir haksızlığa ve zarara uğramaktan endişe eden kişi veya zümreler muhtemel haksızlığı önleyebilecek güçte olanlardan kendilerinin himaye etmelerini isterlerdi. İslam hukukunda buna “Civar” denir. Civar müessesesi cahiliye döneminde var olduğu gibi İslami devirlerde de varlığını sürdürmüştür. Bir Müslüman müşrik birisini himaye edebileceği gibi, onlardan birisinin ... |
|
|
Prof.Dr.Hayrettin Karaman Fındıklı'dan Taksime çıkan Kazancı yokuşunun başına yakın bir yerde Namık Kemal İlkokulu vardı, 1960-63 arasında Yüksek İslâm Enstitüsü bu okulun çatı katında tedrisat yaptı, biz ilk öğrencileri idik, yatılı okuduğumuz için bütün vakitlerimiz bu muhitte geçiyordu, dinlenmek için deniz kenarındaki Fındıklı parkına inerdik. Arkadaşlar, bizim gibi dinlenmek amacıyla buraya gelip giden bir papaz keşfettiler... |
| |
|
|
|