E-posta

Kadere Amelî İman

Ahmet Kurucan, herkul.org

 

ImageBizler her nedense iş lafa gelince onu kimselere bırakmaz; ama iş, amel safhasına geldiğinde çoğu zaman aynı cevelan, heyecan ve helecan içinde olmayız, olamayız. Doğrudur bu tesbit, çünkü halk tabirleriyle ‘kazın ayağı göründüğü gibi olmayabilir. İş başa gelince anlaşılır. Bekara karı boşamak kolay gelir.’ Çünkü hayal gücü engin değildir ilgili şahsın. Başkalarının tecrübelerinden hiç mi hiç istifade etmemiştir. Hayat tecrübesi, muhakeme gücü yoktur belki de. Hayatının baharındadır, emelleri, arzuları vardır. Ama gerçeklerle yüzyüze gelince ilk cümlede ifade ettiğim söz-amel muhalefeti ortaya çıkar. Verilmiş nice sözler havada kalır.

Normal beşeri hayatımızda çok sık karşılaştığımız ve bir açıdan bakıldığında makul izahlar, açıklamalarla bir yere oturtabileceğimiz bu durum, imana taalluk eden meselelerde de olmaktadır. İşin aslı; bu her yerde olur/olabilir ama iman çerçevesinde olmaması gerekir.

Bir soruya cevap şu okumakta olduğunuz satırlar. Mevzu başkası tarafından hakkında verilmiş bir kararı; “Ne yapalım. Kader böyleymis. Ona imanımız yok mu sanki! Tabii ki kabullenecek, sineye çekecek ve vardır bunda da bir hayır diyeceğiz” diyen bir kişi ile alakalı. Baştan bunları söyleyip yoluna devam eden şahıs, belli bir müddet geçince o kararın üzerinden, histerik nöbetlere tutulan bir hasta gibi sürekli isyan ediyor o karara. O kararı kendisine hatırlatan her hadise, her hatıra, her iz onun dünyasını zehir ediyor. Söz gelimi isyan ediyor herşeye ve herkese, küsüyor, darılıyor hayata ve sevdiklerine. Rabbe karşı ibadetlerinde bile gevşeklik başgösteriyor. Kısacası kan kusuyor. Sadece kendisi kan kussa iyi, etrafındakilere de kan kusturuyor. Mükemmel bir teşbih, terör estiriyor çevresine. Tabii bunlar dışa vuran isyan ameliyeleri ise -ki öyledir- o şahsın içinde yaşanan kalakları, mevcelenen dalgaları hesap etmek zor olmasa gerek.

Bu durum “kader, kabulleneceğiz, vardır bir hayır” diyerek ilan ettiği kadere imanın ameli seviyeye yükselmediğinin göstergesidir. Aksi olsaydı o defter orada kapatılır; Hakkın takdirindeki hikmetleri avlamak için hayat yollarına tuzaklar konur, fırsatlar kollanır ve karşılaşılan her extra duruma bu gözle bakılıp, ‘demek Rabbimizin hikmeti bu imiş. O olmadı ama bak şimdi bunları lutfetti’ denirdi. Başlığa çektimiz kadere ameli iman budur işte.

Farklı bir gözle bakıp bir tek cümle sarfedeceğim; bu örnekte amel, sözü yalanladığına göre kadere iman söylemi sadece laf u güzaftan ibarettir. Bir adım daha öte yalandır. Yalan, “ilm-i İlahiye muhalif beyanda bulunmaktır.”

Halbuki insanlar çok rahat olmalı. Nasıl olsa hep ama hep O’nun dediği oluyor ve O’nun dediği olacak. O’na iman, O’nun sonsuz rahmet ve merhametine iman bize bu rahatlığı, bu güvenliği vermeli. Eğer örnekteki duruma düşersek bu aslında bizim kadere hakkıyla imanda bir problemimiz olduğunu gösterir. Bir hadiste ifade edildiği gibi ”verildiğinde razı olurlar, verilmediğinde ise olmazlar” zümresinin içine bizi sokar Allah muhafaza. ayetten muktebes; O, kullarına zulmetmez, fakat kulları yapageldikleri davranışları ile o zulüm gibi gözüken, öyle yorumlanan, öyle anlaşılan halin başlarına gelmesine davetiye çıkarırlar vesselam.

Okunma: 229
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi