Anasayfa arrow Satır Arası arrow Muhtelif Yazılar arrow Sultan Olmak İstersen
E-posta

Sultan Olmak İstersen

Tahir Taner, fgulen.com, 30.08.2007

 

Image"Sivrisineğin gözünü kim halk ettiyse (yarattıysa) manzume-i şemsiyeyi (güneş sistemini) dahi O, halketmiştir." Nurlar: Kâinattaki mikro ve makro âlemler arasındaki müthiş dengeye ve birliğe dikkat çeken böyle edebî, akla ve kalbe ufuk açan cümlelerle doludur.

Bazı cümleler insanlara her zaman deniz fenerleri gibi rehber olurlar. Tolstoy: "Allah'ı düşündüğüm zamanlar yaşadığımı anlıyor ve huzur doluyordum." der.

Bu cümlede imanın belki de mebdeinin bir şulesi, küçük bir tezahürü var; oysa iman mertebeleriyle bu cümlenin çok ötesinde ufuklara sahip bir ilahî nurdur.

Bütün gayreti iman hakikatlerinin anlaşılması olan Üstad: "İman, insanı insan eder; belki insanı sultan eder. Hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir." demektedir. Bu cümleden imanın dereceleri olduğunu ve imanın derinliklerinde sultanlığa giden bir yol olduğunu anlıyoruz. Pekiyi, hayatımızda iman niçin çok önemlidir, iman insanı nasıl sultan eder ve kâinata meydan okumak ne demektir?

İman Önemlidir; Çünkü Hayatın Rotasıdır:

"Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada nasıl?
Zamanın raksı ne bir yuvarlakta?
Sonum varmış onu öğrensem asıl!" (Necip Fazıl Kısakürek)

Düşünen bütün beyinler, avamından âlimine hemen her insan hayatında birkaç kez veya defalarca varlığının gayesini ve ölümden sonrasını sorgulamıştır.

"Çocukken haftalar bana asırdı
Derken saat oldu derken saniye
İlk düşünce beni yokluk ısırdı
Sonum yokluk olsa bu varlık niye?" (Necip Fazıl Kısakürek)

İşte bu soruların cevabı, hayatın gayesi, iman hakikatinde karşılığını bulur ve iman hayatın ve hayat ötesinin yol haritasını çizer. "Madem Allah var elbette ahiret vardır." deniyor Nurlarda. Ahiret varsa, kader varsa, insanın mesuliyetleri ve iradesi varsa hayatın da bir manası olacaktır. İnanan insan, yaşadığı her hadiseye bu perspektiften baktığı için, kederden emin olacak, hayatını bir gayeye matuf değerlendirecek ve yaşayacaktır. İman hayat denizinde bir deniz feneridir, rotadır. İmanın esaslarına göre düşünen ve yaşamaya çalışan bir insan, kadere iman ettiği için kederle fazla hemhal değildir.

İman Sabırdır, Tevekküldür:

İmanlı insan yaşadığı her hadisenin bir imtihan vesilesi olduğunu bildiği için sabırlıdır. Yaradanının ne yaparsa, neylerse bir hikmeti olduğunu bilir. Zorluklar karşısında sabreder ve kazanır. Muhterem büyüğümüze bir rahatsızlığından dolayı bacağının kesilmesi gerektiğini başka çare olmadığını söylerler. Sabreder bunun bir imtihan olduğunu bilir. Her hadisede olduğu gibi Rahmeti Sonsuza iltica eder ve doktorları şaşırtan bir neticeyle hastalığı iyileşir. Önemli olan böyle zaman dilimlerinde niçin ben deyip kaderi tenkit etmemek ve sabretmektir. Deprem, sel, maddî sıkıntılar ve insanların vefasızlıklarında her zaman imanın sabır kalesine sığınılır. Her zorluğa "Bu da geçer Ya Hu" Dedirten imanın verdiği sabır gücüdür. Yurtdışında öğretmenlik yapan Ramazan Güner, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayacağını bilmektedir. Ramazan Güner, son gününe kadar iman hakikatlerini anlatan eserleri elinden bırakmaz ve hayatın manasına dair hakikatleri etrafındaki hastalara da okur. İman hadiselerin rengini değiştirir; ölümün dahi rengi iman nazarıyla değişir. Çocukları dahil sekiz yakınını depremde kaybeden insanı, isyan ettirmeyen güç nedir? Hakiki imanı elde eden insan, her hadisenin ötesini mana buudunu gördüğü için, kulluğunda sultanlığı yakalar. Her hadiseyi Rahman'dan bildiği için kimseye minneti yoktur. O, her zaman "Baş eğmeziz edaniye dünyay-ı dûn için / Allah'adır (cc) itimadımız tevekkülümüz." mısralarının hakikatini duyar.

İman Aksiyondur, Aşk ve Şevktir:

"İmanınız varsa hareket edeceksiniz, sizi harekete geçirmeyen imanın sizi sırattan geçirmesine imkân yoktur." diyor gurbetteki merhamet insanı.

Hacı Kemal Ağabey, kalp hastasıdır, yaşı ilerlemiştir. Şeker ve tansiyona bağlı rahatsızlıkları ağrıları vardır; fakat insanlığa sevgi ve kardeşlik gülleri sunmak için ülkeler dolaşır. Bakü'de sokak ortasında kalp krizi geçirmektedir, hadiseyi anlatanın ifadesiyle adeta ayakta ölmekte, sokaktan gelip geçenler onlara bakmaktadır. Rengi bembeyaz kesilmiştir, tabiriyle ölüm terleri dökmektedir sokakta. Arkadaşı bir dil altı hapı verir, bu aksiyon insanına. Beş on dakika sonra rengi yerine gelince, eve gidilmez yapılması gereken işlere koşturulur. Ağaçlar ayakta ölür. Miskinlikle iman bir arada olmaz. Fakat sadece zahirde bir hareket değildir aksiyon. Kalp sarayına Rahman'ın nüzul eylemediği Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmamış insanların aksiyonu bir kuruca emektir. Aksiyonun en güzel örnekleri Peygamberimiz, peygamberler ve sahabe efendilerimizdir. İman ve aksiyonun en güzel örneklerinden biri de Yasin Suresi'nde anlatılan ve isminin Habib-ün Neccar olduğu rivayet edilen kutlu insandır.

İman insanı ataletten kurtarır. Allah resulü "İki günü müsavi olan ziyandadır." buyurarak bizleri sürekli harekete, her günümüzü maddi manevi bereketlendirmeye teşvik eder. Peygamberler ve veliler dünyevi işlerde çalışmış, meslek sahibi olmuş hayatı aksiyonla yaşamışlardır. Üstad Kafkas cephesinde, Balkan harbinde hep at üstündedir. Sulh zamanı ise iman hakikatlerini anlatan eserleri yazar. Tashihleriyle bizzat meşgul olur. Atalet ve iman birbirine tezattır. Onun için iman hakikatine eren bir insan hayatının her gününü maddi manevi kazanç için bir fırsat bilir; hayatı şevkle yaşar.

İman Ümittir, Güvendir:

Mümin olanların gönlünde "Ey iman edenler Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin." ayeti vardır her zaman. Yunus Emre ne güzel anlatır ilahi rahmeti:

"Yunus eksikliğini Allah'ına arz eyle
O'nun keremi çoktur sen ettiğin ol etmez."

Günahların affından ümitvar olup rahmeti sonsuza sığınmak bir iman tezahürüyse her hadisede olmazları olur kılana güvenmek de insanın imanının derecesine göredir. Allah resulünü takip edip mağara önüne gelenler içerdeki insanın kime güvendiğinden habersiz oldukları için O'nu yalnız zannetmiş ve aldanmışlardı. Üstadın çileli hayatında ümitsizlik yoktur. O, ümitvar olunuz demiştir. Ve ondan sonraki gelişmeler Allah'a güvenin, itimadın doğruluğuna şahittir.

Bununla birlikte fert şahsi hayatında Allahtan ümitli olmakla beraber mesuliyetlerini de terk etmemelidir:

"Ümitli olmamız için, mükellefiyetteki tercihimiz ve irademizin hakkını vermiş olmamız çok önemlidir."[1]

İman öyle bir itimattır ki; her şeyin bittiği, sebeplerin sona erdiği anda bile mümin, Allah'tan ümit kesmez. Gatafan Gazası'nda Avres Bin Haris, sessizce Allah resulunun olduğu yere yaklaşır ve bir kayanın üzerinden ona çektiği kılıcı göstererek: "Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?" diye bağırır. Sebepler açısından her şeyin bittiği bir andır. Kainatın fahrı elinde güneşte parıldayan kılıcıyla bir metre yanıbaşında dikilmiş bir adamla karşı karşıyadır. "Şimdi seni kim kurtaracak?" "ALLAH" der Allah'ın son elçisi. Avres bin Haris, nereden geldiğini bilemediği göremediği bir kuvvetin darbesiyle yere yığılır. Evet, iman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imana eren insan için Allah'ın gücünün dışında bir güç yoktur. O, sadece ona güvenir ve bu güven hiçbir şartta değişmez sarsılmaz. En zor hadiselerde bile ona olan itimadıyla mümin ayaktadır, yıkılmaz.

İman Haddini Bilmek, Kendini Bilmektir:

İslam kültüründe "Üstün insan" teorisi yoktur. İnsan kemale erdikçe küçüklüğünü idrak eder. "Kendinde olmak küfür, kendinden geçmek iman." der Allah dostları. Mümin her fiilin gerçek sahibini bilir; her hadisenin O'ndan olduğunu bildiği için "Ne varlığa sevinir ne yokluğa yerinir." Allah Resulü "Nefsini bilen Rabbini bilir." diyor. İnsan kendine ait neyin failidir boyunu, simasını sesini kendisi mi ayarlamıştır, kendi varlığına dair nesi vardır? Allah'a hakkıyla iman eden benliğinden uzaklaşır ve kendisine şah damarından daha yakın olan kudreti her an hisseder. Mümin güzel işler yaptıkça hamd eder, şükreder; hakiki faili ve kendisinin bir figür olduğunu bilir. Büyüklenmek mümin şiarı değildir. Üstad ne güzel ifade etmiş: "Büyüklerde büyüklük mikyasıdır küçüklük; küçüklerde küçüklük mikyasıdır büyüklük."

Yine Yunus Emre'ye kulak verelim o ne güzel anlatır bu meseleyi:

"Kendi özün beğenenler âsi olur
Âsi kullar çalabın nesi olur!"

Her güzelliği, her fazileti Rabbinden; fenalıkları nefsinden bilen insan, haddi aşmaz, gereksiz streslere bunalımlara girip, hayatı kendisine ve çevresine zehir etmez. En büyük payenin kulluk olduğun bilen insan şöhret, makam mevki, büyüklük gibi duygularla iç dünyasını karatmaz. Hayatı huzurla yaşar.

İman Tefekkürdür:

Hakiki imanı elde eden insan için kâinat bir kitaptır. İnanan insanın nazarında bütün bir varlık Yaratıcının isimlerinin tecellilerinden ibarettir. Şair her ne kadar:

"Yok mudur kuzum sende meçhule karşı bir saygı
Dipsiz göklerden ürperiş ötelerden bir kaygı!"

Dese ve mümin kainattaki nizamdan ve ahenkten ve dev mesafelerden bir korku duysa da bu korku sadece Yaratıcı'nın kudretinden azametinden duyulan marifet buudlu bir korkudur. Hakikatte milyarlarca ışık yılı mesafelerde her şeyin tasarrufunun ve her şeyin dizgininin kimin elinde olduğunu bilen bir insan bu uçsuz bucaksız mesafelere ve onda yüzen dev yıldız manzumelerine ibretle bakar; Kudretin tecellilerini görür. Mümin eşya ve hadiselere ibret nazarıyla bakar. Yunus ne güzel söylemiştir: "Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır." görmesini bilenler için küçücük karıncada ne sanatlar derc edilmiş, ne hassas mizanlar var edilmiştir. Bunun içindir ki bazen nazar dahi ibadete kalb olur.

Mümin için sadece tabiatta var edilen güzellikler bir tefekkür vesilesi değildir. O, yaşanılan her hadisenin hikmet yönünü düşünür. Her hadisede bir hikmet olduğunu bilen insana mutlak kötülük yoktur. Onun için aşırı sevinmelerden ve üzüntülerden uzaktır. En zor hadiselerde dahi ibret buudunu görmeye çalışır. Üstad Bediüzzaman bunu ne güzel anlatmıştır: "Hadisattan dehşet aldığın zaman İbrahim Hakkı gibi Allah görelim neyler, de pencerelerden seyret içlerine girme."

İman tefekkürse onu derinleştirecek ve onu her dem taze tutacak eserlerle hemhal olmak gerektir.

İman Sevgidir, Rahmettir:

En'am Suresi'nin 12. ayetinde Rahmeti Sonsuz: "O, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı." buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz: "Birbirinizi sevmedikçe hakiki imana ermiş olmazsınız." buyurarak sevginin müminle olan ayrılmazlığına dikkat çeker. Mümin merhamet insanıdır. Çoğu zaman onun gadabında bile mecazi bir muhabbet saklıdır. Müslüman kolaylaştırandır, müslüman müjdeleyendir. Merhamet müslümanın en büyük vasıflarındandır.

Yunus Emre, "Biz kimseye hor bakmayız / kamu âlem birdir bize." der. Rahmeti gazabını geçen Allah'ın en güzel yaratığı, en üstün yarattığı varlıktır insan. Bu idrakte olduğu için müslüman elinden dilinden emin olunan insandır. O yaratandan ötürü yaratılana sevgi doludur. Mevlanalar, Yunus Emreler dünyanın adına yıl ilan ettiği bu muhabbet kahramanları, imanları zirvede merhametleri de zirvede insanlardır. Allah'ını seven onun mahlukatına da muhabbet doludur. Üstad, milletinin imanı için cehennemde yanmaya razı bir merhamet insanıdır. Kendisine eza cefa edenlere, beddua bile etmemiş bir rahmet insanı olarak bu dünyadan ayrılmıştır.

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendiye kulak verelim:

"Kimseye karşı nefretim de yok. Otuz seneden beri aleyhimde yazı yazan bir insan bile öbür âlemde karşıma çıksa, zannediyorum, orada kendi mutluluğumu unutur, elinden tutup onun için bir iyilik yapmak isterim. Otuz sene boyunca hilaf-ı vakî beyanlarını köşesine taşımaktan hiç sıkılmayan ve belki bin defa tekzip edilmesine, tashih ve tazminat davalarında suçlu bulunmasına rağmen yine de karalama kampayasını sürdüren, hatta iftiralarıyla başkalarını da idlâl eden bir insan hakkındaki mülahazam bile bu istikamettedir ve bu benim ruh haletimin gereğidir. Sun'î Mevlânâlık yapmıyorum; içime Allah'ın koyduğu şefkati seslendiriyorum."[4]

Evet iman insanı insan eder. İmanı zirvede yaşayan insanlarda merhamet de zirveleşir. Marifetullah'a eren gönüller kendilerine zulm edenlere karşı bile rahmetle doludurlar bu onların imanlarının gereğidir. Bir insanın kendisine zulm eden insanları ve bunu bile bile yapanları bile affetmesi çok zor bir hadisedir. Oysa iman hadiselerin rengini değiştirir. Hasılı hakiki iman, nefreti sevgiye, ümitsizliği ümide çevirir; belalara sabır gücü verir, hayatın manası imanla ve imanda derinleştikçe tezahür eder. İman hayat denizinde vazgeçilmez deniz fenerimizdir. "İman insanı insan eder."


[1] M. Fethullah Gülen (Pensilvanya Günlüğü, Ahmet Özer, syf. 53)
[2] M. Fethullah Gülen, Kırık Testi, (03.04.2006) "Fişe Fiş!"

 

 

Okunma: 659
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi