Anasayfa arrow Satır Arası arrow Tefekkür Dünyamız arrow RAMAZAN: 'ŞEHR-İ İNFAK'
E-posta

RAMAZAN: “ŞEHR-İ İNFAK”

Bayram Kusursuz, 2007 Eylül

ImageRamazân cûd, sehâvet, cömertlik, ihsân, dayanışma, yardımlaşma, infak ve Allah yolunda maddî-mânevî fedâkârlık ayıdır. Ramazan, rahmet yağmurlarının mü’min kalplere sağanak sağanak yağdığı bir aydır. Muhsin kulların elleri, Ramazan’da açıldıkça açılır, coşar ve verme ile bereketlenir.

Allah Resûlü (Aleyhisselâm), bu ayda infak etmenin en güzel misâllerini bize göstermiştir. İbn-i Abbas’ın (ra) ifâdesiyle: “Rasûlullah Efendimiz, insanların en cömerdiydi. Bilhassa Ramazan’da, Cibrîl’le karşılaşınca, önüne kattığı her şeyi sürükleyip götüren bir rüzgâr gibi cömert kesilirdi.” Şimdilerde ve özellikle de şu mübârek zaman diliminde, Allah Resûlü’nün getirmiş olduğu bu ihsan ruhuna, cömertlik anlayışına, o güzel ahlâkına ne kadar da muhtâcız!

Cömertlik, O’nun ahlâkının en önemli yanıydı. O, bütün çeşitleriyle cûd ve cömertlikle ile muttasıftı. İlimde cûd, Allah yolunda mal vermede cûd, Hak yolda nefsi harcamada cûd… Hz. Câbir der ki: “O, kendisinden istenen her ne olursa olsun mutlaka verir, asla ‘hayır’ demezdi.” Bir adam geldi. Allah Resûlü ona, bir vâdi dolusu koyun verdi. Bu adam, sonra kavmine döndü: “Ey kavmim! Derhal müslüman olun. Muhammed öyle veriyor öyle veriyor ki, vallâhi asla fakirlikten korkmuyor.” dedi. O sırada sadece dünyayı arzuluyordu. Ama az zaman sonra, yüce dinimiz ona, dünya ve içindeki herşeyden daha sevimli gelmeye başladı… ve sonunda İslâm’la şereflendi. Safvan b. Ümeyye der ki: “Allah Resûlü bana verdi ha verdi... Bundan önce insanlardan en kızdığım o idi. Bana verir vermez birden gözümde değişti ve insanların en sevimlisi hâline geldi.” Huneyn günü yüz deve vermişti. Sonra yine yüz, ardından yine yüz… ve daha başka ihsanlar da vermişti. Öyle ki Safvan şöyle dedi: “Şehâdet ederim ki Nebî nefsinden başkası, bu kadar yapılan hiçbir iyiliği kaldıramaz.”

Ramazan, bu konuda büyük fırsatların olduğu bir aydır; sadaka, ihsan, yardım ve cömertlik mevsimidir: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak verip her birinde yüz dane bulunan bir başağın hâline benzer. Allah dilediğine kat kat fazlasını da verir.” (Bakara, 261). Zira bu ay, zamanların en şereflisi ve sevapların katlandığı aydır. “Cûd”, kerem ve cömertlik demektir. En güzel sıfatlardandır. Bilhassa Ramazan’da daha önemlidir. Hadis’te: “Her Ramazan gecesinde bir münâdî (melek): Ey hayır isteyen adam, hele kalk şöyle beri gel; ve ey şer isteyen adam, hele biraz şerlerden uzak dur, diye nidâ eder. Ramazanın her gecesinde Allah’ın cehennemden âzâd ettiği bâzı kulları vardır.” (Tirmîzî, 1/209). “Kim bir oruçluya (iftar vaktinde) iftar ettirirse, o oruçlunun sevabını aynen o da alır. Hem de oruçlunun ecrinden hiç birşey eksilmez.” (Tirmîzî, 1/243) buyrulur. Oruç ve sadaka, cennet yolunun buraklarıdır. Efendimiz Aleyhisselâm: “Cennette birtakım odalar var. Dışı içinden, içi dışından gözükür.” deyince, bir a’râbî kalktı: Kimin onlar?” dedi. Kâinâtın Efendisi de: “Güzel şeyler konuşan, yemek yediren, oruca devam eden ve geceleyin insanlar uykudayken namaz kılan kimselerindir.” buyurdu.

Ebu’d-Derdâ (ra) şöyle derdi: “Tasaddakû bi-sadakatin li-şerri yevmin asîr.” “Yevm-i asîr olan o kıyâmetteki çetin gün için sadaka veriniz.” Sadakalar oruçtaki kusurları kapatır. Oruçta muhakkak ki bir eksiklik-gediklik bulunabilir. Sadaka ise bu noksanları sarıp sarmalar. Bu yüzden fıtır sadakasını, ayın sonunda vermek, orucun her türlü eksiği gediği kapansın için vâciptir. Sadaka, malı eksiltmez, ama bereketlendirir. Allah Resûlü: “(Zamanlama olarak) sadakanın en hayırlısı, Ramazan’da verilendir.” buyurur. Herkese karşı cömertçe davranma ve hep veren el olma, O’nun sünnet-i seniyyesidir. Şâir Allah Resûlü için ne hoş söyler: “Hüve’l-bahru min eyyi’n-nevâhî eteytehü, fe-lüccetuhu el-mârûfu ve’l-cûdu sâhiluhu; velev lem yekün fî keffihi ğayra rûhihi, le-câde bihâ fe’l-yettekillâhe sâilehu.” “O bir denizdir, hangi cihetten o deryaya gelirsen gel, onun derinliği hep iyiliktir, cûd da onun sâhilidir. Şayet elinde rûh-u şerîflerinden başka hiç birşey bulunmazsa bile, o emin ol çekinmeden mübârek ruhunu da verir; çünkü kendisinden birşey isteyenlere yardım yapamamaktan dolayı Allah’tan korkar.” Bu ayda sadakanın özel bir yeri ve önemi vardır. Bu ayda sevaplar katlanır. Allah (cc), kullarına bu ayda daha çok ihsan eder. Rahmetle, mağfiretle, ateşten âzât etmekle ihsanda bulunur. Her kim Allah’ın kullarına karşı cömert davranırsa Cenâb-ı Hak da ona aynen öyle davranır, atâ-u ihsâna boğar. Çünkü “el-cezâu min cinsi’l-amel” sırrınca, görülecek karşılık, yapılan şeyin kendi cinsinden olur.

Cömertlik ile oruç arasında ciddi bir alâka vardır. Bu ikisi, insana cennet yolunu açar. Derler ki: “Namaz, sahibini yolun yarısına kadar getirir. Oruç ise onu Hz. Melik’in kapısına kadar ulaştırır. Sadaka ise, bu kişinin elinden tutar onu cennete, huzur-u ilâhiye götürür.” Büyüklerimiz bu mübârek ayda infak ve cömertliğin artırılmasını önemle tavsiye ve teşvik etmişlerdir. Özellikle iftar yaptırmayı çok önemsemişlerdir. Onlar, fukaraya iftar yaptırırlardı. Bu konuda fakirleri kendilerine tercih ederlerdi. İbn Ömer, oruç tutardı ve fakat sadece fukarayla beraber orucunu açardı. İstenince, hemen verirdi. Bazen hiçbir şey yemeden oruçlu olarak sabahlardı. İbn Ömer (ra), bâzen şeker tasadduk eder ve şöyle derdi: Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Sevdiğiniz mallarınızdan Allah yolunda harcamadıkça “fazîlet” mertebesine ulaşamazsınız.” (Âl-i imrân, 92). “Allah biliyor ya ben şekeri çok seviyorum, bu yüzden de onu infak ediyorum.” Ahmed b. Hanbel’e birisi geldi. Hazret’in yanında sadece iki dilim ekmek vardı. Adam bunları isteyince Hz. İmâm kırmadı ve verdi. Ama kendisi bunlarla iftar yapacaktı. Sonra bir kenara kıvrıldı kaldı ve ardından, yine ibâdet-ü tâat yapa yapa oruçlu olarak sabahladı.

Bu güzel ayı önemli bir fırsat bilmek ve gereğince değerlendirmek gerekiyor. İnfak et ki infak olunasın. Başkalarını düşün ki, sen de düşünülesin. Çok kimseler yoklukla kıvrım kıvrım. Bunları düşün ki Rezzâk-ı Hakîkî de seni ansın. Ve yine bil ki, nimetin şükrünün tamamlanması, ancak ondan infak ile olur. Allah’ın (cc) bir kısım kulları var; -tâbir câizse- onları, kullarına yardım için özel olarak ayırmıştır. Verilerse Allah da onlara verir. Cimri davranırlarsa Allah da onların ellerinden çekip alır. Allah bize çok çok verdi, ama bizden pek az istiyor. “Kimdir o yiğit ki Allah’a güzelce ödünç verir, Allah da onun verdiğinin mükâfatını kat kat artırır. Allah rızkı kısar da, bollaştırır da.” (Bakara, 245).

 

 

Okunma: 500
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi