Anasayfa arrow Eğitim Hizmetlerine Sahip Çıkmak Ne Demektir? arrow 08-) Peygamber Misyonuna Varis Olmaktır
E-posta

Bugün Peygamber Gelseydi, Ne Yapardı?

 Musa Hûb, 18.12.2007
 

Eğitim Hizmetlerine Sahip Çıkmak Ne Demektir?

8-) Peygamber Misyonuna Varis Olmaktır

ImageBugün bir peygamber gelmiş olsaydı, acaba ne yapardı, nasıl bir yol tutardı? Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa veya Hz. Muhammed Mustafa aleyhimüsselam gelmiş olsaydı... Bu soru, hayatî bir sorunu çözen sorudur. Cevabı, hayatımızı üzerinde yürüteceğimiz yol haritasının koordinatlarını veren sorudur. Sahiden, eğer bir peygamber gelmiş olsaydı, bu çağda nasıl bir güzergâhı takip ederdi acaba? Peygamberlerin hayatlarının ortak paydaları toplandığında ortaya çıkan sonuç bize bu sorunun cevabını verecektir. Ayrıntılar ayrı zamanların ve farklı kavimlerin peygamber oluşun gereği, takılmaya gerek yok. M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin kaleminde özetle bu gayeleri şöylece görebiliriz:

1. Kulluk: "Peygamberin gönderiliş gayesi, insanın yaratılış gayesiyle aynı noktada birleşir. O da Allah'a kul olma çizgisidir. Cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı Kerîm'de: "Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk yapsınlar diye yarattım." (Zâriyât, 51/56) buyurulmuştur. (...) İşte peygamberler bize, bu sırlı yolu göstermek için gelmişlerdir. Âyette: "Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona; 'Benden başka ilâh yoktur; o halde Bana kulluk edin' diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 21/25) denilerek bu hususa işaret edilmiştir. Diğer bir âyette de: "Andolsun Biz, 'Allah'a kulluk edin, tâğuttan sakının' diye her millete bir peygamber gönderdik. Allah o insanlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı için de sapıklık hak oldu. Öyleyse yeryüzünde gezin de görün. Hakk'ı yalanlayanların sonu nasıl olmuş?" (Nahl, 16/36) denilerek, yine peygamberlerin gönderiliş gayesi putlardan sakınıp, Allah'a kul olma yolunda insanlara önderlik yapma hikmetine bağlanmıştır.

2. Tebliğ: Peygamberlerin gönderiliş gayelerinden bir diğeri ise, dini tebliğdir. Eğer onlar gelmeseydi bizler, ibadete ait meseleleri bilemez, emir ve nehiyleri hiçbir zaman alamaz ve mükellefiyetlerimizi kavrayamazdık. (…) Buna kısaca "risalet vazifesi" de diyoruz ki, bütün peygamberler aynı mesajlarla gelmiş ve teferruatta farklılık olsa bile ana meselelerde hep aynı şeyleri söylemişlerdir. İşte, nebîlere ait bu umumi gaye ve vazife Kur'ân'da şöyle dile getirilir: "Onlar (peygamberler) ki, Allah'ın gönderdiklerini tebliğ ederler, O'ndan korkarlar ve Allah'tan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter." (Âhzab, 33/39)... Bu mevzuda, Efendimiz'e şöyle seslenilir: "Ey Resûl! Rabb'inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez." (Mâide, 5/67).

3. Güzel Örnek: Peygamberlerin gönderiliş gayesi olarak söyleyebileceğimiz diğer bir husus da, onların ümmetlerine güzel birer örnek olma keyfiyetleridir. Allah (cc), Kur'ân-ı Kerîm'de: "İşte onlar Allah'ın hidâyet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy!" (En'âm, 6/90) demektedir. Düşünmeli ki Efendimiz'e dahi, kendinden evvel geçmiş peygamberler isim isim sayıldıktan sonra onlara uyması söylenmektedir. Zaten bizlere de Kur'ân-ı Kerîm şöyle seslenir: "And olsun, size, Allah'ı ve ahiret gününü umanlara ve Allah'ı çokça zikredenlere Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 33/21). Peygamberler bizler için bir önder ve imamdır. Namazda imama uyduğumuz gibi, hayatın her bölümünde de O'na iktidâ ederiz. Zira bizler için gerçek hayatı O ve diğer nebîler temsil etmişlerdir.

4. Dünya-Ukba Muvazenesini Temin: Peygamberler dünya ve ukbâ muvâzenesini kurmak için gelmişlerdir. Onların getirdiği muvâzene ile insanoğlu ifrat ve tefritten kurtulacak ve istikameti bulacaktır. (…) Kur'ân-ı Kerîm bu dengeyi şu şekilde anlatır: "Allah'ın sana verdikleri ile ahiret yurdunun peşinde ol, dünyadan da nasibini unutma! Allah'ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de ihsanda bulun; yeryüzünde fesad peşinde olma. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez." (Kasas, 28/77). Bu ilâhî dengenin bir tarafında, "Rabb'inin nimetlerini anlat da anlat." (Duha, 93/11) hakikatının anlattığı kefe, diğer tarafında da "Sonra kasem olsun, o gün bütün nimetlerden sorulacaksınız." (Tekasür, 102/8) âyetinin ikaz dolu ifadesiyle anlattığı kefe vardır. Ve, işte muvâzene bu ölçüler içinde korunacaktır!

5. İtiraz Kapısını Kapatmak: Peygamberler insanların ahirette, Cenâb-ı Hakk'a karşı herhangi bir itiraza hakları kalmasın diye gönderilmişlerdir. Bir âyet bu hususu şöyle anlatır: "Müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler (gönderdik) ki insanların, peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Azîzdir, Hakîmdir." (Nisa, 4/165). (…) Her peygamber insanları inandırmak ve inanmayanların da bahanelerine meydan vermemek için bir kısım mucizelerle gelmiştir. Efendiler Efendisi ise, bütün peygamberlere ait mucizelerin hepsini getirmiş ve mukteda-i küll olduğunu göstermiştir. (..) Artık bundan böyle kimsenin itiraza hakkı yoktur. (…) Ayrıca önemli bir nokta da Cenâb-ı Hak, "Biz peygamber göndermedikçe azab edici değiliz." (İsra, 17/15) buyurmaktadır. Demek ki peygamberler gönderildiği için mizan ve terazi kurulacak ve kimsenin mazeretine bakılmadan herkesin hesabı sorulacaktır." [M. Fethullah Gülen, Sonsuz Nur, 1/66-80, Nil Yayınları, İzmir, 2004]

Evet, bu beş gaye ile gönderilen Peygamberlerden bir tanesi bugün gelmiş olsaydı, bütün bu maksatları gerçekleştirmek için yine geçmişteki bütün peygamberler gibi eğitim ve öğretim yolunu, bütün teknolojik imkânları da değerlendirerek en geniş çapta inşa edecek, insanların kalabalıklar halinde akın ettikleri geçitlerin başını tutacak ve her türlü resmî yahut sivil talim-terbiye metotlarını kullanarak sözkonusu beş maksatlı misyonlarını ifa edecek idi. Şer'î maksatlar beş tane olduğu gibi, peygamberlerin de beş temel gaye ile gönderilmiş olması manidârdır.

Eğitim ve öğretim de temelde Allah'a layık bir kul yetiştirmeyi esas alır. Hakk ü hakikati tebliğ etmeyi ödev edinir. Güzel örnek olmayı görev bilir. Dünya-ukba dengesini temine yardımcı olur. "Biz bilmiyorduk!" mazeretini ortadan kaldırma istikametinde cihanın en soğuk ve en sıcak kara parçalarına kadar, donmayı ve yanmayı göze alarak bir eğitim seferberliği tertipleyen Anadolu gönüllüleri, netice itibariyle aynı zamanda mezkur beş nebevî maksada hizmet etmek suretiyle peygamberâne bir misyon görüyor değiller mi? Elbette ki... Hazreti İsa'nın lisanıyla "Allah'ın davasında benim yardımcılarım kimlerdir?" diye soran peygamberlere "Allah'ın dininin yardımcıları bizleriz!" cevabını veren Havariler misali, aynı kutsal vazifenin ahir zaman uzantısını şahs-ı manevi (tüzel kişilik) olarak üstlenmiş bulunan yardımcılar (nebevî eğitimin emekçileri), o Havâriyyûn'un, o Ensâr ve Muhacirûn'un günümüz izdüşümleri değiller midir?

 
 
  
Okunma: 491
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

 ListeNur.de - islami siteler listesi