Mum İnsanlar Mum yanar, aydınlatır etrafını saatlerce, Yırtarken karanlıkları, tükenir hece hece. Aydınlanır zulmetler onun verdiği ışıkla, Yeni hedeflere koşulur, aydınlık ufukla. Kendisinin hiçbir şeyi kalmaz bunu yaparken, Erir, tahtaya dayanır, zulmeti parçalarken. Ey bu davaya inanmış arkadaş! Gel, bir mum ol! Kurtuluş istiyorsan işte sana en kudsi yol. Kır ayağındaki fenaya ait zincirleri, Olacak seninle ihya, milletin ölmüşleri. Olmasın hiçbir beklentin yaptığın hizmetinden, Vazgeçmiş bize yol gösterenler, ahiretinden. Şeytan her dönemeçte kurmuş bize binler tuzak, Ancak güçlü irademizle kalır bizden uzak. Fani dünyadaki lüksler, saraylar, eğlenceler... Koskoca babayiğitleri yerlere sererler. Makam, menfaat arzusu içimizde birer dev, Gel de bunların yerine Allah davasını sev. Şimdiye kadar kim bulabilmiş lüksün sonunu? Ona kapılanlar şaşırmışlar sevda yolunu. Haydi ayağındaki şu prangaları tut da at, Bekleniyor “örnekleri kendinden bir cemaat”. Gel de, ruhumuzun heykelini dik, meydanlara, Sen olmadığından etraf kalmış saksağanlara. Bak istersen Yüce Nebi’nin arkadaşlarına, Dünya dolaşamamış onların ayaklarına. Anlattı bize yıllarca sahabeyi “ağlayan”, Gaye-i hayaliydi “sızıntı” olsun “çağlayan”. Gel, sevindir dirilişi sana bağlayanları, Yeter gayri, güldür senelerce ağlayanları. Öpsün alnından Nebi (sav), bu şeref sana yetmez mi? Bu heyecandaysan Allah(cc) sana “kulum” demez mi?
Mustafa Arslan
|