Yargıyı Yargılamak
Mustafa Arslan, 19.03.2008 Tarih boyunca devletler adaletin tesisi için yargıyı bağımsız olarak ilan etmişlerdir. Klasik tarifiyle “Adalet her hak sahibine hakkını vermektir” . Devlet idarecileri problem çıkmasın diye bazı kişilerin haklarını kulak ardı edebilirler. Fakat adalete gelince o, problem çıkıp çıkmamasına bakmaksızın insanların haklarını -küçük olsun büyük olsun fark etmeden- sahiplerine verirler.
Tarih devrelerinin çoğunda zalim ve adil mahkemeler de bağımsız ve adil olduklarını iddia etmişlerdir. Sokrat’ı, Hz. Ali’yi, Galile’yi, İmam-ı A’zam’ı, Ahmed bin Hanbel’i, Serahsi’yi yargılayanlar hep doğru karar verdiklerini iddia etmişlerdir. Sokrat, Allah’ın birliğini iddia ettiği için ölüme mahkum edilmişti. Hazret-i Ömer (r.a.) adaletli kararlarıyla temayüz etmişti. Kudüs’e giderken hizmetçisiyle deveye nöbetleşe binmişti. Herkes gidip rahatça hakkını isteyip alabiliyordu. Hazret-i Ali(r.a.), kaybolan zırhını gayr-i müslim bir kişide görmüş ve zırhını almak istemişti. Adam reddedince mahkemeye vermişti. Hazreti Ali o gün Müslümanların halifesiydi. Mahkemeye oğlu Hz. Hasan’ı şahit göstermişti. Kadı Şüreyh, babası hakkında oğlunun şahitliği kabul edilmediğinden -yalan söylemeyeceğine emin olmasına rağmen- Hz. Hasan(ra)’ın Hz. Ali hakkındaki şahitliğini kabul etmemişti. Ahmed Bin Hanbel, adalet adına iş yapan zalimlerin gadrine uğramıştı. Serahsi, mahkemenin zalimce aldığı kararla atıldığı kuyudan meşhur eseri el- Mebsut’unu yazdırmıştı. Hacac-ı Zalim uydurma kararlarıyla masum insanların dünya hayatlarını karartıyordu. Galile, “dünya dönüyor” dediği için yargılanmış ve idama mahkum edilmiş, sonra dünyanın döndüğü fikrinden vazgeçerek idamdan kurtulabilmişti. Engizisyon mahkemeleri, nice masum insanların canına kıymıştı. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet, gayr-i müslimlerle hakim önüne çıkmış ve kadı Hızır’ın verdiği aleyhindeki karardan dolayı kendisini tebrik etmişti. Geçmişte bazen hak yerini bulduğu gibi, belki binlerce yerde ayak oyunlarıyla zalimler mazlum, mazlumlar da zalim gösterilmiştir. Ağır vergilerle halkını ezen, kelimeleri sündürerek verdiği yanlış kararla başkasının hayatını zindan eden isimler tarih kitaplarında yığın yığındır. Adaletleriyle hak sahiplerine haklarını verenler veya yaptıkları zalimliklere karşı tek söz dahi söylenemeyenler, Süleymanlar, Davud’lar, Firavunlar, Nemrutlar, Neron’lar, Timur’lar, Cengiz’ler, tarihte yetkili herkes tarihin bu yargısından kurtulma imkanına sahip olmamıştır. Napolyon,”Bana istediğiniz bir cümle söyleyin. Sizi onunla idam edeyim” dedikleri anlatılır. Dildeki en uzun kelime “lastik’tir. İstenildiği kadar sündürülebilir. Adamın birinin lakabı Ördek Hayri imiş. Kendisine takılan bu isme çok da sinir oluyormuş. Bir gün kahvede biri pencereden bakıp "Hava kapayacak galiba" demiş. Hayri Bey adama saldırmış. Sakinleştirip sormuşlar.demiş, "Hava kapayınca yağmur yağar. Sular birikir, Sonra göl olur. Gölde ördek yüzer. Bu bana hakaret etti." "Daha ne olacak!" Asrımızda da geçmişte olduğu gibi mahkemelerde hakimler bağımsız olduğunu iddia etmektedirler. Bunlar hakkında da tarih karar verecektir. 27 mayıs 1960 tarihinde yapılan ihtilal neticesinde yapılan yargılamada başbakan Adnan Menderes ve arkadaşları idama mahkum edilmiş ve karar infaz edilmiştir. Almanya’da ırkçılık yapanlar Türk evlerini başta Solingen Facia’sı olmak üzere Türklerin evlerini kundaklamışlardır. TBMM olayları araştırmış 2008 yılında yaşanan çeşitli yangınlarda ırkçılık parmağı olduğu kanaatine varmıştır. Ama Alman bağımsız mahkemeleri normal yangın çıktığı, sabotaj olmadığını dünyaya ilan etmiştir. Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde ülkemizi karıştırmak için suçüstü yakalananlar hakkında iddianameyi hazırlayan savcı meslektaşları tarafından alınan kararla kendisini mesleğinin dışında bulmuştu. Hayat sadece bugünden ibaret değildir. Mahkemelerin karar verdiği dönemlerde haklarında konuşmak ve yazmak mümkün olmayabilir. Fakat daha sonra bunların kararları kritiğe tabi tutulacak ve tarih bunların adil olup olmadıkların hakkında karar verecektir. Tıpkı geçmişte yapılan yargılamaların bugün yargılandığı gibi. Anayasa mahkemesinin 2007 yılında verdiği cumhurbaşkanlığı seçimi için istenilen 367 kişi kararı da, çeşitli devirlerde yapılan parti kapatmaları da, bazı mümtaz kişiler hakkında gazetelerin uydurma kupürleri toplanarak açılan davalar da bu neticeden kaçamayacaktır. Esas ana yargı ise, mahşer gününde yapılacaktır. Kışın ölen bitkilerin baharda dirildiği gibi insanlar hayatlarında yaptıklarının hesabını vermek üzere tekrar diriltilecekler. Tarih de, bazı değerlendirmelerde yeteri kadar malumata ulaşamadığı için verdiği kararlarda hatalı olabilir. Fakat öteki alemde malumat eksikliği ve hata ihtimali yoktur. Birbirinden zerre-i miskal kadar bile hakkı olanlar en büyük mahkeme de mutlaka haklarını alacaklardır. Gerçek adalet burada tecelli edecektir. Bazı yargıçlar ister inansınlar, ister inanmasınlar.
|