E-posta

Seyyid ve şerif

Ahmet Kurucan, Zaman, 29.01.2009

 

ImageÇoklarının belki de 'Nereden çıktı bu?' diyeceği bir mevzu; ama varlığı okuyucu soruları bahis mevzuu olunca, onlara duyarsız ve ilgisiz kalmak mümkün değil.

Soru seyyid veya şerif sülalesine mensup birisi ile evlenme isteği, istek ve arzudan öte ısrarı doğru mudur? Ve müteakip bir soru, seyyid veya şerif kime denir? Nesebe bağlı bu hususiyet anneden mi yoksa babadan mı gelecek nesillere intikal eder?

İkinci sorunun cevabı basit; Hazreti Hasan soyundan gelenlere şerif, Hz. Hüseyin soyundan gelenlere seyyid deniyor. Üçüncü sorunun cevabı ise bu kadar basit değil; çünkü soyun devamı meselesindeki kanaat ve kabuller, dinî değil kültürel bir temele dayanıyor. Mesela; soy ağacı erkek çocukla mı yoksa kız çocukla mı devam eder? Cahiliyye Arap anlayışına göre erkek çocukla devam eder. Bu yüzden erkek çocuk kız çocuklara nisbetle daha ehemmiyetlidir. Kur'an'ın ifade buyurduğu kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesinin, erkek evladı olmayanlara nesli kesik anlamında 'ebter' denilmesinin altında yatan bu anlayıştır. Ama ne gariptir ki o kültür içinde yetişmiş bir insan olan Nebiler Serveri Hz. Muhammed'in (sas) erkek çocukları olmuş ama bunlar bebek ve çocuk yaşlarda vefat etmiştir. Böylelikle Efendimiz'in soy ağacı kızı Hz. Fatıma'dan devam etmiştir. Bununla toplumda kökleşmiş bu yanlış anlayış bizzat Hz. Peygamber vesilesiyle silinip atılmıştır.

Aslında bu durum cevabını aradığımız seyyid veya şerifliğin kızdan mı erkekten mi devam edeceği sorusuna da ışık tutmuş oldu. Eğer soyun devamında erkek esas olsaydı, o zaman ne seyyidlik ne de şeriflik olmaması gerekirdi. Çünkü her ikisinin de kaynağı Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in anneleri, Efendimiz'in kızı Hz. Fatıma validemiz. Buradan hareketle şunu diyebiliriz; seyyidlik veya şerifliğin illa kız erkek veya erkek ile devam edeceği şeklinde kesin ve kati bir hüküm söylenemez. Söylendiğinde bu hükmün üzerine oturtulacağı Kur'an ve sahih sünnet ekseninde dinî bir temel bulmak imkânsız denecek ölçüde oldukça zordur. Dolayısıyla her ikisinin de anne-baba veya onlardan birisi vesilesiyle olabileceğini söylemek ihtiyata en muvafık olanıdır.

Bu genel bilgiler ışığında ilk sorunun cevabına gelince; istek, arzu, beklenti ve duaya bir şey denemez. Çünkü Efendimiz ile karabet tesisi elbette bedeli, halefi olmayan çok önemli bir vakıadır. Nebiler Sultanı'na (sas) kan bağıyla devam eden bir akrabalığa sahip olmayı kim önemsiz görebilir ki? Ama ısrara veya -okuyucu sorusunda açıkça ifade edildiği için açıkça dile getiriyorum- "illa seyyid veya seyyide, şerif veya şerife birisi ile evleneceğim" ısrarındaki hedef, tesis edilecek karabet dolayısıyla ahirette kurtulma ise burada bizzat Efendimiz'in verdiği ölçülere göre farklı düşünmek zorundayız. Zira herkesin bildiği gibi ahirette bizi kurtaracak olan, kendi irademizle yaptığımız amellere bağlı olarak Allah'ın fazlı ve ihsanıdır; yoksa Efendimiz'le olan kan akrabalığı değil.

Evet, insanın Hak ve halk katındaki yeri, makam ve mertebesi cibilli karabetle değil, Allah önünde takındığı kulluk tavrı ile değerlendirilir. "İnsanlar tarağın dişleri gibi birbirine eşittir. Üstünlük Allah katında ancak takva iledir." beyanı tam anlamıyla buna vurgu yapar. Aynı şekilde Nebiler Serveri'nin en geniş daireden kızına uzanan sıralamayla kabilesi, kavmi, oymağı, halası ve kızına hemen hemen aynı cümlelerle seslenmesi ifade etmeye çalıştığımız vurguyu destekler. Mealen der ki Efendimiz (sas): "Ahirette sizlerle olan kan bağımın, bundan doğan akrabalığımın, yeğeniniz, babanız olmamın size faydası olmaz. (Yapacağınız amellerle) kendinizi kurtarmaya çalışın."

Bana göre bu sözler "başınızın çaresine bakın" mesajını veriyor. Bilmem siz ne düşünürsünüz?

Okunma: 346
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi