E-posta

Evlat edinme

Ahmet Kurucan, Zaman, 08.01.2009

 

ImageÇok konuşulan ama bütün yönleri ile ele alınmayan bir mevzudur evlatlık edinme meselesi. İslamî değerlere saygılı kesim genelde bu meseleyi sadece mahremiyet perspektifinden değerlendirip diğer boyutlarını ihmal eder.

Bu tesbiti başta belirtmemizin sebebi üç hafta devam edecek yazımızda okuyucuyu önyargılarını bir kenara bırakmaya davettir.

Evlatlığın tarihî, siyasî, iktisadî, insanî ve tabii ki dinî boyutları vardır. Tarihî perspektifte gözümüze çarpan Kur'an'ın Hz. Yusuf'un, kendisini köle olarak satın alan üst düzey yöneticisi, Hz. Musa'nın ise Firavun'un karısı tarafından evlatlık edinildiğini anlatmasıdır. Zeyd b. Harise'nin Efendimiz (sas)'in evlatlığı olduğu yine tarihî gerçeklerdendir.

Pekala o dönemlerde neden insanlar evlatlık edinirlerdi? İnsanî perspektiften baktığınızda, çocuğu olmayan ailelerin çocuk sevgisi hislerini tatmin, ailenin devamını bu yolla sağlama, çocuğun daha iyi şartlarda yaşamasını temin, daha iyi eğitim imkânları sunarak topluma kazandırma gibi şeyler, zannederim ilk etapta akla gelen sebeplerdir.

Sosyal, kültürel ve iktisadî şartlar zaviyesinden karşımıza başka sebepler çıkar. Söz gelimi, ucuz iş gücü elde etme, cinsel istismar, geçimsizliğin, hatta dargınlığın söz konusu olduğu akrabaları mirastan mahrum etme -ki maalesef günümüzde de hâlâ uygulanan bir metottur- ve nesebi belli olmayan çocuklara nesep kazandırma veya aslî nesebi ret ile başka bir nesebe iltihak bu çerçevede söylenebilecek gerekçelerdir.

İster buraya saydığımız sebepler, isterse bilmediğimiz başka gerekçelere bağlı olarak İslam evlatlık edinmeyi yasaklamıştır. Ahzâb Suresi 4. ve 5. ayetler çok özlü bir şekilde bu yasağı anlatır. "Evlatlıklarınızı da öz oğullarınız kılmamıştır. Bunlar ağızlarınızla söylediğiniz mânâsız sözlerden ibarettir. Allah gerçeği söyler ve doğru yola iletir. Öyleyse evlatlara babalarını esas alarak isim verin. Böyle yapmak Allah nezdinde daha doğrudur. Eğer babalarını biliyorsanız bu takdirde onları kardeş veya mevla olarak kabul edin. Yanılarak isimlerde yaptığınız hatalardan dolayı size vebal yoktur ama kalblerinizin kasden yaptıklarında vebal vardır. Allah Gafur'dur, Rahim'dir."

İllet ve hikmet gözlüğüyle bu ayetleri incelediğimizde akla gelen şeylerden birincisi neseplerin karışmasının engellenmesidir. Nesep karışıklığı her toplum için büyük bir felakettir. Bu sebeple Kur'an çocukların gerçek babalarına nisbetle adlandırılmasını açıkça emretmektedir. Nitekim Efendimiz'in hürriyetine kavuşturduğu kölesi Zeyd'e, Zeyd b. Muhammed deniyordu. Ayetin nüzulünden sonra gerçek babasına nisbet edilerek Zeyd b. Harise denilmeye başlandı.

İkinci olarak, yine cahiliye dönemi uygulamalarından olan şu veya bu sebeple aslî nesebini reddedip başka neseplere iltihakların önünü kesme, illet veya hikmet olarak zikredilebilecek bir başka husustur. Efendimiz (sas)'in bu çerçevede çok sert sayılabilecek beyanları vardır. Ezcümle: "Her kim babasından başkasına kendini nispet ederse, Allah'ın laneti kıyamete kadar onunla olsun, peşini takip etsin."(Tirmizi, Vasaya, 5), "Bile bile başkasının oğlu olduğunu iddia eden hiçbir kimse yoktur ki küfretmemiş olsun."(Müslim, İman, 27)

Özetle ifade edecek olursak; Kur'an'ın evlatlığı yasaklayan bu emirlerinden anladığımız, evlatlık vesilesi ile kurulan sun'i nesep bağı, ne ilm-i İlahi, ne de halk katında hakiki bir anlam ifade eder. Dolayısıyla bu yasaklamaya rağmen gerçekleşen evlat edinmeler, hukukî bir sonuç doğurmaz. Yani çocuğun gerçek anne-babası ve akrabaları ile nesep, evlilik, miras, tesettür vb. alanlardaki ilişkisi aslî şekline göre devam eder. Ebeveynin çocuk, çocuğun ebeveyn üzerindeki hak ve ödevlerinde bir değişiklik olmaz.

Evlatlığın "koruyucu aile" bağlamında ele alınması gereken ve belli şartlara uymak suretiyle cevaza kapı aralayan başka boyutları da var. Haftaya devam niyetiyle.

 


 

Evlat edinmede şartlar

Ahmet Kurucan, Zaman, 22.1.2009
 
 
ImageEvlatlık meselesini inceliyorduk. En son belli şartlara riayetle meselenin çözümü olduğunu ifade etmiş ve ilk olarak yanlış anlaşılmalara vesile olan evlatlık isimlendirilmesinin değiştirilmesi gereğine değinmiştik.

Bu çerçevede ikinci şart; himaye altına alınan çocukların aslî anne-babaları ile bağları katiyen kopartılmamalıdır. Çünkü iki yazı öncesinde belirttiğimiz gibi Allah, Ahzab Sûresi'nde "Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın." buyurarak, çocukların aslî anne-babalarına nisbet edilmesini emretmektedir. Bu durumda tek çıkar yol vardır; ister anne-babanın gönül rızası, ister kamu otoritesi kararı ile -daha çok kimsesiz çocuklarda oluyor- gerçekleşen himayeye almalarda, çocukların aslî anne-baba, akrabaları ile resmi-gayri resmi bağları devam ettirilmek zorundadır.

Çok küçük yaşlarda evlatlık edinilmiş çocuklara bu gerçek ne zaman, nasıl ve kim tarafından açıklanır; gerçek ailesi ile münasebet şekilleri ne olur? Bunlar uzman görüşlerine ihtiyaç duyulan çok önemli tamamlayıcı meselelerdir. Kanaatimi hemen ifade edeyim; bu hususta nihai cevabı çocuk psikologlarından toplum bilim alanında çalışanlara kadar uzmanlardan oluşan heyetin vermesi gerekir. Din bu hadisenin sadece bir boyutunu alakadar etmektedir. Bu açıdan çalışma alanı din olan bir kişinin cevabı ile yetinmemeli.

Üçüncü şart; mahremiyet mevzuudur. İki şekilde çözümü söz konusu olabilir bunun. Bir; küçük yaşlarda çocuk himayeye alındı ise çocuğun süt emme çağında olması gerekir. İslam'a göre bu 0-2 yaş arasıdır. Himaye edecek karı-kocanın o an itibarıyla çocuğun teyzesi, halası, amcası veya dayısı olacak birinci dereceden akrabalarının 0-2 yaş arasında çocukları varsa, hala, teyze veya yengeler o çocuğa süt emzirir; böylece süt emzirenler çocuğun süt annesi olurken, çocuğu himayesine alanlar da süt hala, teyze, amca veya dayısı olurlar. Malum İslam'da süt emme-emzirme ile teessüs eden akrabalıklar, kan akrabalığı gibidir. Kan akrabalığındaki mahremiyet kuralları süt akrabalığında da aynıyla geçerlidir. Bu arada harici ilaçlarla evlatlık edinen anneden süt elde etmenin mümkün olduğuna dair okuyucu mailleri aldım. Ayrıca düşünülmesi gereken önemli bir husus bu.

İki; eğer süt akrabalığının temini söz konusu değilse veya yakın-uzak bir zamanda olmayacaksa, çocuğun başka bir aileye himaye altına verilmesi için kamu otoritesi tarafından yaş şartı konulabilir. Mesela evlatlık alan aile ile çocuk arasında en az 20 yaş olacak denilse; aile 35 yaşında iken çocuğu alsa, çocuk akıl/baliğ veya akile/baliğa olduğunda aile en az 50 yaşında olacak demektir. Bu da mahremiyet şartında illet, sebep veya hikmet değerine sahip olan -yorumlara göre değişebileceği için üçünü de zikrettik- faydalar tahakkuk, mahzurlar bertaraf edilmiş olur.

Akıllara geldiği için söyleyeyim, mahremiyet şartının konulmasının sebebi cinsel istismar mıdır? Yegane sebeptir denilemez ama sebeplerden biri budur. Çünkü insan fıtratını merkeze alan bir yaklaşım sergilediğinizde, bu türlü ailelerde az veya çok cinsel istismar vakaları vardır. Bununla beraber böylesi hadiselerin bizim dünyamızda çok olduğunu zannetmiyorum. Eğer iman yaptırım gücünü kaybetmemişse hiç olmaz da diyebiliriz. Zira bu insanın kendi kızı-oğlu ile ailevi münasebeti düşünmesi ölçüsünde gayri insani bir olgudur. Fıtrat bozulmasının neticesidir. Öyleyse şöyle diyebiliriz, mahremiyet şartı cinsel istismarı önleme adına sedd-i zerayı açısından bir anlam ifade etmekle beraber, buradaki esas illet, Allah'ın emridir.

Dördüncü şart; miras meselesidir. Mirasa hak kazanan kişilerin haklarının zayi olmaması açısından çocuğun gerek kendi ailesi, gerekse himayesine girdiği ailedeki yeri, aslî temeller üzerine oturmalıdır. Ama evlatlık alan aile ölümlerinden önce mallarını himaye ettikleri çocuğa hiçbir baskı altında olmayan şahsi iradeleri ile bağışlayabilirler. Bu onların şahsi tasarruflarıdır; kimse bir şey diyemez.

Konu ile alakalı aldığım okuyucu maillerinin çokluğundan hareketle, maillerde dile getirilen konuların bütününü ihtiva eden tamamlayıcı bir yazı kaleme alacağım ileriki günlerde nasip olursa...

 

Okunma: 628
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi