Sarıklı SüvarilerFethullah Gülen,Varlığın Metafizik Boyutu Bir sahabi heyecanla, Uhud'da başından geçen bir hadiseyi Allah Rasûlü (s.a.v)'e anlatıyor: "Ya Rasulallah, bir ara, alt edemeyeceğim kadar güçlü bir kafir beni önüne katmış kovalıyordu. Tam bana yetişecekti ki, "Ükdüm Hayzüm" diye bir ses, sonra da müthiş bir kamçı şakırtısı duydum. Arkama döndüğümde bir de ne göreyim! Kafir upuzun yerde yatıyor. Başında bir kamçı yarası vardı. Fakat o ses ve kamçının sahibi ortalıkta görünmüyordu." Allah Rasûlü bu sahabinin anlattıklarını dinledikten sonra şöyle buyurdu: "O Cibril'di. Hayzüm onun atının adıdır. Uhud'a, mü'minlerin imdadına koşmak için gelmişti..." Ebu Rafi anlatıyor: Mekke müşrikleri, Bedir'den hezimetle geri dönmüştü. Ben zemzem kuyusunun kıyısında Müslümanlar'ın kullanacakları oklara temren yapıyordum. Bir ara Ebu Leheb geldi, sırtı bana dönük oturdu. Çok heyecanlıydı. Ebu Süfyan'ı görünce hemen yanına çağırdı... "Yeğenim, hele anlat nasıl oldu?" dedi. Ebu Sufyan anlatmaya başladı: "Vallahi amca dedi, ben ficar savaşlarında da bulundum fakat, Bedir'de gördüklerimi hiçbir yerde görmedim... Biz onlara boyunlarımızı uzatıverdik.. Onlar da istediklerini öldürdü, istediklerini de esir ettiler. Zira bizim karşı koyacak dermanımız yoktu... Gökle yer arasını beyaz elbiseli, sarı sarıklı yağız gençler, atak süvariler doldurmuştu. Bunlara ne ok, ne kılıç işliyordu..." Ben, Ebu Süfyan'ın dediklerini duyunca saklandığım yerden fırladım ve "Vallahi bunlar meleklerdir" dedim. Ebu Leheb zaten burnundan soluyordu... O sinirle üzerime saldırdı ve bana bir tokat vurdu. Ümmü Fazıl, hadiseyi görmüştü. Hemen yanımıza geldi ve Ebu Leheb'e "Efendisi burada yok diye suçsuz bir adamı dövüyorsun öyle mi?" dedi ve elindeki yayı Ebu Leheb'in kafasına geçiriverdi. Ebu Leheb aldığı bu yara ile kanlar içinde evine döndü, ertesi gün hastalandı ve bir hafta sonra da öldü... Belki de onu Bedir hezimetinin kederi öldürmüştü.
Zübeyr b. Avvam, Allah Rasûlü'nün "Havarim" dediği yiğit sahabi.. Bedir'de başına sarı bir sarık dolamıştı. O gün Cibril de aynı kıyafete bürünmüştü... Bir ara Efendimiz'in yanına geldi ve bütün meleklerin bugün Zübeyr gibi başlarına sarı sarık doladıklarını söyledi.. adeta, gök-yer o gün Zübeyr'lerle doluvermişti.
Bedir'de, Uhud'da, Huneyn'de çok açık ve seçik olarak melekler bizzat göründükleri gibi, Çanakkale'de, Kıbrıs'ta, Afganistan'da ve İslam'ın yüce adının yükseltilmesi için kavga verilen daha nice yerlerde, melekler görülmüş ve müşahede edilmiştir. Bu çeşit melâikeye ait temessüller sayılamayacak kadar çoktur. Bütün mesele, meleklerin bulunabilecekleri zemini bizlerin hazır hale getirmesidir. Bu yapıldığı takdirde melekler yine gelir, içimizde arz-ı endam eder ve bizlere de görünürler.
|