Anasayfa arrow Dinlerarası Diyalog arrow Ötekilerle Diyalog (3)
E-posta

Ötekilerle Diyalog (3)

Prof.Dr.Hayrettin Karaman, 2 Ocak 2005 , Pazar


Burada ötekiler kelimesini, ister yerli ister yabancı olsun gayr-i müslimler için kullanıyorum. Peygamber Efendimizin, dini tebliğ etmek veya müşriklerin baskı ve zulmünden kurtulmak için başka putperest kabilelerle ve ehl-i kitap denilen yahudi ve hristiyanlarla temaslar, sohbetler, tartışmalar yaptığı, bunun için hem ticaret hem eğlence yeri olan panayırlara bile gittiği bilinmektedir.

Önceki yazıda birincisini verdiğim iki örneğin ikincisi, Medine döneminde, Yemen sınırında yaşayan Necran hristiyanları ile yaptığı diyalogdur. Daha önce de kendileriyle, bazı askeri harekat ve mektup gönderme şeklinde temaslar yapılmış olan Necran hristiyanları, 9. hicrî yılda İslam Peygamberi ile görüşmek üzere Medine'ye geldiler. Altmış kişilik heyet içinde mahkeme başkanı ve büyük din adamları da bulunuyordu. Öğleden sonra Mescid'de huzura kabul edildiler. Bir müddet sonra ibadet saatleri geldiği için izin istediler, Peygamberimiz dışarı çıkarak Mescid'i onlara bıraktı, doğu tarafına yönelerek ibadetlerini yaptılar.

Bir ara yahudilerin de katıldığı ve tartışmanın yahudilik ile hristiyanlık üzerine kaydığı da oldu, ama genel olarak İslam ve hristiyanlık üzerinde duruldu, l-i İmrann sûresinde yer alan ve hristiyanların tanrı inancını tenkit ederek düzelten birçok âyet de bu tartışmalar sırasında vahyedildi. Apaçık gerçek karşısında hristiyanlar direnince "mübâhele" adıyla anılan usulü anlatan âyetler geldi (3/61-64). Buna göre Peygamberimiz karşı tarafa, "her iki tarafın eşlerini ve çocuklarını yanlarına alarak gelmelerini ve yalan söyleyenin Allah'ın lanetine uğraması için dua etmelerini" teklif ediyordu. Heyet düşünmek üzere izin istedi. Kendi aralarında konuştular ve böyle bir riski göze alamadılar, ama siyasi bağlılığı ifade eden bir anlaşmaya razı oldular. Bu anlaşma metni de dini hoşgörü bakımından çok önemli satırlar ihtiva etmektedir:

"...Onların mallarına, canlarına, dini inanç ve uygulamalarına, hazır bulunanlarına ve bulunmayanlarına, ailelerine, mabetlerine... şamil olmak (hepsini kapsamak) üzere Allah'ın himayesi ve Resulullah Muhammed'in zimmeti (koruma yükümlülüğü) Necranlılar ve onlara bağlı etraftakiler lehine bir haktır. Hiçbir piskopos kendi vazife yerinin dışına, hiçbir papaz görevli olduğu kilisenin dışına, hiçbir rahip içinde yaşadığı manastırın dışında başka bir yere alınıp gönderilemeyecektir....".

Bu anlaşmadan önce yine Necranlı hristiyanların lidelerine gönderilen mektubun hem besmele kısmı (diyalog bakımından), hem de muhtevası çok önemlidir:

"Muhammed'den Necran papazlarna,
İbrahim, İshak ve Yakub'un Allah'ının adıyla,

Gerçekten de ben sizi yaratıklara tapmaktan Allah'ın kulluk ve ibadetine davet ediyorum ve sizi, yaratıklarla yapılmış ittifak anlaşmalarının ötesinde Allah ile ittifak anlaşması yapmaya çağırıyorum. Bu duruma göre şayet reddedecek olursanız, cizye yükümlülüğü gelir, şayet cizyeyi de reddedecek olursanız size harp açarım, Vesselam." (Geniş bilgi için bak. M.Hamidullah, İslam Peygamberi, 1019. paragraf vd.).

Mektup, karşı tarafla ortak olan inanç esaslarını (hak olduklarına iki tarafın da inandığı peygamberler ile onların ibadet ettiği bir tek Allah'ı) anarak söze giriyor, böylece sıcak bir ilişki kurmayı ve sözlerin etkisini arttırmayı amaçlıyor.

Peygamberimizin birçok davet mektubu yalnızca dine davet eder, onlarda cizye ve savaştan söz edilmez. Necran gibi İslam ülkesinin yakınında bulunan gayr-i müslimlere gelince, onların müslümanlara zarar vermesinden güvende olmak zorunluluğu vardır; bunun da yolu, cizye denilen bir vergi alarak onları İslam ülkesine bağlı hale getirmek ve bu vergiye karşılık onların da güvenliğini sağlamaktır. Medine'ye hicret edildiğinde, önce gayr-i müslimleri cizye ile bağımlı hale getirmek yerine eşit şartlarda sözleşmeye (Medine vesikası) dayalı bir siyasi ve sosyal yapı oluşturma modeli denenmiş, karşı tarafın ihaneti üzerine bu modelin uygulaması durdurulmuş, yukarıda zikredilen "ehl-i zimmet" modeline geçilmiştir.

Gelecek yazıda zamanımıza daha yakın tarihlerde yapılmış iki diyalog örneğine yer verilecektir.

2 Ocak 2005
Pazar

Okunma: 320
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi