Bir Ayet Veya Hadisten Hüküm Çıkarmama Mustafa Arslan, herkul.org İslam'ın şartı beş. Altıncısı haddini bilmek. Öğrenilen bir ayetle bir sürü hükümler çıkarmak kimsenin haddine değildir. İnsanı telafisi mümkün olmayacak hatalara düşürebilir: Mesela: “ve inneke letehdi ila sıratin müstakim”(şura 42) ayetinin anlamını söyler misin? Müdür bey: -Muhakkak sen sırat-ı müstakime hidayet edensin” -Bu ayet kime hitap ediyor? -Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi vesellem). -Pek ala! Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) insanlara hidayet verebilir mi? -Hayır. -Az önce ben size ayet okudum. Siz de anlamını söylediniz. Sonra size “Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hidayet verebilir mi?” diye soruyorum. “Hayır!” diyorsunuz? Kur'an-ı Kerim'den bir ayete itiraz ettiğinizin farkında mısınız? dedikten sonra devam etti: -Başka bir Ayet-i Kerime daha var. “Muhakkak sen sevdiklerine hidayet veremezsin. Allah (celle celâluhu) kimi dilerse ona hidayet verir.” (Kasas 28) Hemen müdür beye yeni bir soru yöneltti: -Hocam! Kur'an-ı Kerimi en iyi kim anlayıp açıklar ve yaşar? -Tabidir ki; Peygamber Efendimiz(sallallahu aleyhi vesellem) -Peki! Eğer Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) hidayet verebilseydi; önce kime hidayet verirdi? -Kendisini hep himaye eden Amcası Ebu Talib'e -Ona hidayet verebilmiş mi? -Hayır. -İşte itikatta mezhebimiz olan Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat fırkasının alimleri bunları nazar-ı itibara alarak birinci Ayet-i Kerimeyi “muhakkak sen sırat-ı müstakime hidayete (vesile) olansın” diye izah etmişlerdir. -Başka bir ayet-i Kerime: “Biz Adem'e meleklere secde edin dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler.” Bu Ayet-i Kerime'den İblis'in kimlerden olduğu anlamı çıkar? -Meleklerden -Büyüklerimizden de “şeytan eskiden melekmiş” diye çok duymuşuzdur. Halbuki İlköğretim okullarının ders kitaplarında bile meleklerin özellikleri sayılırken, “onların iradeleri yoktur.” başka bir ayet-i kerimenin de ifade ettiği gibi “Onlar Allah'a (celle celâluhu) karşı gelemezler ve O (celle celâluhu) ne emrederse onu yaparlar.” buyurulmaktadır. Şeytan melekse nasıl Adem (aleyhisselam) için verilen emri dinlemeyip isyan eder? Kehf suresindeki 50 numaralı Ayet-i Kerime bu durumu izah eder. Kehf 50 –> "Hani bir zaman Biz meleklere: “Âdem'in önünde (Allah'a) secde edin!” deyince, onlar da derhal secdeye kapanmışlardı. Ne var ki İblis eğilmemişti. O cinlerden idi. Rabbinin emrinin dışına çıktı. " Nasıl bir insan Cenab-ı Hakk'a kulluk yaparak melekleri geride bırakabiliyorsa; şeytan da kulluk yaparak meleklerin arasına karışmış, hatta onları bile geride bırakmıştı. Sonra bir itaatsizlik onu başaşağı düşürdü. -Bir Hadis-i Şerif'te Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ”Kişi sevdiği ile beraberdir.” (Riyazü's-Salihin Hadis no: 19) buyurmuşlardır. Peki biz bir Hristiyanı sevebilir miyiz? -Bu Hadis-i Şerif'e göre sevemeyiz. -Peki bir Müslüman erkek Hristiyan bir kadınla İslami ölçüler çerçevesinde evlenebilir mi? -Evet! Evlenebilir. -O zaman kadına: “Hanımefendi! Kusura bakma! Ben seni sevemem ama gel seninle evlenelim mi?” diyecek. Ehl-i kitaptan bir eşin varsa tabi ki; seveceksin. (Son cümle için bakınız Bediüzzaman Münazarat) İman cihetinde sevmek başkadır. İnsan ve eş olarak sevmek başkadır. İmam-ı Azam Hazretlerine Cenab-ı Hak (celle celâluhu) öyle bir kabiliyet vermiş ki, bu ısmarlama insan, her akşam Kur'an-ı Kerim'i hatmedermiş. Kendisine : -Ya İmam! Üç günden önce okunan hatimin hatim sayılmayacağına dair rivayet var. Siz niçin üç günde değil de her gün hatmediyorsunuz? dediklerinde Hazret: -Sizin söylediğiniz diğer insanlar içindir. Benim pozisyonum farklı. Yarın gelip benden fetva soracaklar. Sordukları konuyla bütün ayetleri gözümün önüne getirmeli ona göre fetva vermeliyim. Her gün hatim yapmazsam Kur'an-ı Kerim bir anda gözümün önüne gelmiyor. O zaman yanlış fetva verebilirim diye cevaplamış. Biz ayet ve hadislerden hüküm çıkarma mercii değiliz. Ancak ulema tarafından çıkarılmış hükümleri anlatan nakilcileriz. Dilden dile kavramlar farklılık arzeder. Türkçedeki dost kavramıyla, Kur'an-ı Kerim'deki dost farklı anlamlardadır. Kur'an'a göre dost, arkamı döndüğüm zaman canımı, malımı, namusumu emanet edebileceğim beni arkadan hançerlemeyecek Allah'a dost olan insan demektir. Yoksa herhangi bir iş için bir veya birkaç defa bir araya gelip konuşulan insanlar ayetin anlattığı manada dost sayılmazlar. Her konuda olduğu gibi bu mevzuda da en güzel örnekler, Kur'an-ı Kerim'i en iyi anlayan ve yaşayan Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)in hayatındadır. Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Mekke'li müşriklere İslam'ı anlatmak için yemekler vermiş. Ebu Cehil ve arkadaşları ile defalarca bir araya gelmiş ve konuşmuştur. Şimdi Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) (haşa) onları dost mu edindi? Medine-i Münevvere'ye hicret buyurduktan sonra oradaki Yahudilerle şehri ilgilendiren konularla ilgili anlaşmalar yapmış hatta Medine'ye dışarıdan herhangi bir taarruz sırasında Yahudilerle beraber şehri savunmak için anlaşmalar (Medine vesikası) yapmış ve Yahudiler bu ahitlerini bozuncaya kadar kendisi kabul ettiği maddelere sadık kalmıştır. Vefat ettiği zaman zırhı bir yahudide rehindi. Bir gün bir cenaze geçince ayağa kalkması üzerine sahabe efendilerimiz (radıyallahu anh): “-Ey Allahın Rasulü! O bir Yahudi.” demeleri üzerine Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem): “Bir insan değil mi?” (Hadis ans., İbrahim Canan cilt 15 s 115) diye mukabelede bulunmuşlardı. Şimdi Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Yahudilerle beraber oturup anlaşma yapmakla (haşa) onları dost mu edindi? Hatta bir insanı sevmek bile onu dost edinmesi manasına gelmez.
|