|
Sayfa 2 Toplam: 2 Muhammed b. Hasan helâl, haramı, nasih mensuhu ve ilel ilmini de çok iyi bilirdi. Nitekim Şafii mezhebinin büyüklerinden sayılan İdris b. Yusuf Karadisi İmam Şafii'den şu sözü işittiğini nakleder: "Ben, helâl haram, ilel, nasih ve mensuhu Muhammed b. Hasan'dan daha iyi bileni görmedim" (26). Ebu Ubeyd, İmam Şafii'den şu sözü işittiğini naklediyor: Eğer insanlar insaf sahibi olsalar Muhammed b. Hasan gibisini göremeyeceklerini bilirler. Çünkü ben O'ndan daha fakih birisinin dizinin dibine oturmadım, benim lisanım fıkha onun lisanı gibi açılmadı. O, gerçekten büyüklerin aciz kaldığı fıkhi meseleleri ve sebeplerini çok güzel hallederdi (27). Şafii Mezhebinde büyük bir değeri olan İmam Şafii'nin yazdığı "el-ümm" kitabının te'lifinde Muhammed b. Hasan eş-Şeybani'nin büyük müessiriyeti olmuştur. Mesela rivayet ediliyor ki, İmam Şafii İmam Muhammed b. Hasan'ın "Kitabu'l-Asl" isimli eserini ezberlemiş ve "El-Ümm"ü buna benzeterek yazmıştır (28). El-Ümm'ün ve İmam Şafii'nin diğer eserlerinin Muhammed b. Hasan'dan ders aldıktan sonra yazıldığı bilinmektedir (29). Maliki Mezhebinin büyük imamlarından bilinen Esed b. Furat da İmam Muhammed'den ders alıp kitaplarını tedkik ettikten sonra eserlerini yazmıştır (30). Ahmed b. Hanbel de kendisine sorulan sorulara Muhammed b. Hasan'ın kitaplarından cevap verdiğini itiraf eder. Zaten Ahmed b. Hanbel Hanefi fıkhını 3 sene Kazı Ebu Yusuf’tan öğrenmiş ve hadis dinlemiştir. Ahmed b. Hanbel'e İbrahim Harbi: "Ey Ahmed b. Hanbel bu kadar ince meseleler sana nereden geliyor" deyince "Muhammed b. Hasan'ın kitaplarından" diye cevap veriyor (31). Hanefi fıkhının önde gelen imamlarından Muhammed b. Hasan eş-Şeybani'nin üç mezheble olan münasebetini kısaca arz etmeye çalıştıktan sonra Hanefi fakihleri için sık sık kullanılan, fıkıh kaidelerinin tesbitinde âyet ve hadise müracaat edilmeyerek "re'yle" âmel edildiği iddiasına karşı İmam Muhammed'in verdiği şu cevabı kaydetmeden geçemeyeceğim. Muhammed b. Semaa diyor ki, İsa b. Ebban bizimle beraber namaz kılıyordu. Ben O’nu Muhammed b. Hasan'a davet ediyordum. O da "Onlar hadise muhalefet eden insanlar" diyor ve gelmiyordu. İsa b. Ebban hadis hıfzı güzel olan bir muhaddisti. Nihayet bir gün sabah namazını beraber kıldık ve o gün İmam Muhammed'in ders meclisi vardı. Namazdan sonra oturduk. İmam Muhammed dersi bitirdikten sonra ben O'na İsa b. Ebban'i yaklaştırıp şöyle dedim: "Kardeşin oğlu Ebban b. Sadaka, zekâsı olan, hadis ilmini iyi bilen ve kitabeti olan bir zattır. Ben kendisini size getirmek üzere davet edince, sizin hadise muhalefet ettiğini söyledi". Bunun üzerine O'nu tuttu ve "Oğulcağızım bizde hangi hadise karşı muhalefet gördün. Bizzat bizden duymadığın meseleden ötürü aleyhimizde şahadette bulunma" dedi. İsa b. Ebban o gün İmama hadisin yirmibeş babından sordu, İmam Muhammed hem ona cevap veriyor hem hadiste olan mensuhtan haber veriyor ona aid şevahid ve delail getiriyordu. İmamın yanından ayrıldıktan sonra bana dedi ki, "benimle nur arasında olan perde kalktı ve ben zannettim ki, Allah Taala mülkünde bu adam gibilerini insanlara muzahir olsunlar diye yaratmıştır". Sonra İmam Muhammed'den artık ayrılmadı ve büyük bir fakih oldu (32). İmam Muhammed'e karşı Büyük Veli Davud Tai'nin de ciddi teveccühü ve takdiri vardır. Feridüddin Attar mevzumuzla alakalı olarak şu hikâyeyi nakleder: "İmam Ebu Yusuf'la İmam Muhammed bir meselede ihtilafa düştüklerinde O, hakem olurdu. Yanına geldiklerinde yüzünü Muhammed'e, sırtını Ebu Yusuf’a çevirir. Muhammed'le içli-dışlı olduğu halde Ebu Yusuf'la konuşmazdı. Muhammed'in sözünü doğru bulunca: "Doğrusu Muhammed'in söylediği sözdür" der. Ebu Yusuf'un sözünü doğru bulunca da, adını söylemeyip: "Doğrusu bu sözdür" derdi. Kendisine: -İkisi de ilimde uludur. Niçin birine izzet ve ikrâm gösterdiğin halde, öbürünü yanına bırakmıyorsun? dediklerinde şöyle dedi: -Şunun için ki, Muhammed b. Hasan birçok serveti olduğu halde (bunları terke-dip) ilim muhitine intisab etmiştir, Onun nazarında ilim dini aziz, dünyayı zelil görme vesilesidir. Ebu Yusuf ise yoksulluk ve zillet muhitinden gelip, izzet ve mevki sahibi olmak için ilmi vesile kılmıştır. Halbuki Muhammed, üstadımız Ebu Hanife'nin (r.a) dayak yemesine rağmen kabul etmediği kadılık mevkiini kat'iyyen kabul etmemişti. Ebu Yusuf ise bunu kabul etti. İmdi üstadının yolundan gitmeyen bir kimse ile benim konuşmam bahis konusu olamaz (33). Davud Tai'nin buradaki tavrı, Ebu Yusuf'un herhangi bir hatasından falan değil büyük velinin hassasiyetinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten de İmam Muhammed son derece vakarlı, insanlardan müstağni ve dünyaya asla değer vermeyen biriydi. Babasından kendisine büyük servet kalmış fakat o hepsini ilim yolunda harcamıştır. Kenesi şöyle diyor: Babamdan 30 bin dirhem miras aldım. Bunun 15 binini hadis ve fıkha, 15 binini de nahiv ve şiire harcadım (34). Muhammed b. Hasan, ilmin izzetini daima korumuş ve onu hiç bir zaman layık olduğu mevkiden aşağıya bırakmamıştır. Ebu Ubeyd Kasım b. Sellam diyor ki, Muhammed b. Hasan eş-Şeybani ile beraber otururken Halife Harun Reşid geldi. Herkes ayağa kalktı fakat İmam Muhammed kalkmadı. Biraz sonra huzura çağrılınca herkes korkmaya başladı. Ama tam aksine İmam Muhammed halifenin huzurundan yine vakarlı ve heybetli bir şekilde çıktı. Kendisine neticenin ne olduğunu sorduk, bize şöyle dedi, Halife niçin ayağa kalkmadığımı sordu. Ben de kendisine şöyle dedim: Siz beni ilmiye sınıfına koydunuz. Ben de sınıfımı muhafaza etmek istedim. Hademe sınıfına geçmek istemedim. Çünkü hademe sınıfı ilmiye sınıfının haricindedir. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: "Kim (kibrinden dolayı) insanları karşısında ayakta tutmasını severse ateşte oturacağı yeri hazırlasın" (35) cevabını verdim (36). İmam Muhammed'in ibadet u taata düşkünlüğü de O'nun bilinen meziyetlerinden birisidir. Çok ibadet yapar, Kur'ân-ı Kerim'i sonuna kadar okur ve hatim yapardı (37), geceyi üçe böler, birisinde istirahat, birisinde ibadet ve birisinde de ilim tahsil etmekle meşgul olurdu. Hatta çok çalışmak ve ibadet etmekten vakit bulamazdı ki, elbisesini değiştirsin. Vak'ayı Kasım b. es-Seleme rivayet etmektedir (38). Geceleri çok uyanık kalır ve gözüne uyku girmezdi. Kendisine uyumayışının sebebi sorulunca, kıyamete kadar Ümmet-i Muhammed'in derdiyle dertlenecek olanlara rehber olmak üzere şu tarihi sözü söylemiştir: Ben nasıl uyuyayım ki, müslümanların gözü bana itimaden uyuyor ve diyorlar ki, bizim başımıza bir iş gelse Muhammed b. Hasan bizim işimizi halleder ve ıstırabımızı defeder. Ben de uyursam din tahrip edilir (39). İlim ve ibadete düşkünlüğünden ailesinin dünyevi ihtiyaçlarını bile göremez durumda idi. Hatta ailesine şöyle derdi: "Dünya ihtiyaçları için benden bir şey istemeyiniz. Zira kalbimi meşgul eder. İhtiyaç duyduğunuz şeyleri vekilimden alınız, onun işi benden az, kalbi ise daha az meşgul"(40). İmam Muhammed sabrı, adaleti ve cömertliği ile de devrinin imamları arasında temayüz etmiş bir zattı. Hatta talebelerine ders okutmadaki sabrı ile onlara infak hususunda Hocası İmam Azam'dan başka kimse O'nun gibi değildi (41). Bir defa talebesi Muhammed b. İdris eş-Şafii, kendisine bir soru sormuştu. İmam Muhammed'in verdiği cevabı memnuniyetle karşılayarak kaydetmişti. Bunun üzerine İmam Muhammed talebesi Şafii'ye 100 dirhem para hediye etmiş ve şöyle demişti: "Eğer ilimden nasibini almak istersen ilim meclisine devam et ve hizmetimizden ayrılma"(42). İmam Şafii hazretleri bir iki kere iflas etmiş ve İmam Muhammed bir defasında topladığı 100 bin dirhemi, bir defasında 70 bin dirhemi O'na vermiştir (43). İmam Şafii hazretleri şöyle demiştir: İlimde insanlar Irak ehlinin ıyah (çoluk çocuğudur), Irak ehli de Kufe ehlinin ıyalı'dır. Kufe'liler de İmam Ebu Hanife'nin ıyalıdırlar. İmam Muhammed için de şöyle derdi: "Eğer İmam Muhammed bize aklı miktarı konuşsaydı, biz Onun sözünü anlamazdık. Ancak O, bize bizim aklımız kadar konuşurdu. "(44). İmam Muhammed, devrinin alimleri arasında en çok eser yazanlardan birisi olarak sayılmıştır (45). İbn-i Nedim 64 kadar kitabının ismini nakletmiştir (46). Yazdığı eserleri hocası Kadı Ebu Yusuf'a okumuş ve onun da onayını almıştır. Halife Harun-i Reşid kendisini bir müddet Rakka şehrinde kadı olarak tayin etmiş, fakat çok zaman geçmeden azletmiştir (4 7). Abdullah b. Muhammed b. Selam'dan rivayet edilmiştir ki, o rüyasında görmüş ki, gökyüzünde bulunan iki ay yeryüzüne düşüyor. Bu rüyanın üzerinden iki ay geçmeden İmam Muhammed b. Hasan ile Kisâi vefat ettiler (48). Kisâi ile İmam'ın vefatı aynı gündedir ve hâdise şöyle cereyan etmiştir. İmam Muhammed ile Kisâi'yi yanıma alarak Horasan'ın Rey şehrine gitmek üzere Halife Harun-i Reşid sefere çıkmış. Halifeler sefere çıkacakları zaman kendilerine rehberlik etmelerini arzu ettikleri büyük alimlerden bir-iki kişi yanlarına alır ve onların fikirlerinden istifade ederlerdi. Rey şehrine vardıktan sonra bu iki zât da orada vefat etmiştir. Halife bundan çok üzülmüş ve "Fıkıh ile lugati Rey'de defnettim" dedikten sonra "Bu ne kötü menzilmiş ki, buraya geldiğim zaman yanımda fıkıh ve lugat vardı, ayrılıyorum yanımda hiçbiri yok" sözleriyle de üzüntüsünü dile getirmiştir. İmam Muhammed Rey yakınında bulunan Taber kalesinde Hişam b. Abdullah er-Râzi yurdunun yakınında medfundur. 189 hicri yılında vefat etmiştir. Hişam b. Abdullah'tan: Vefat etmek üzere evinde bulunan İmam Muhammed'e ölüm anı gelince ağlamaya başladı. O öyle diyor: Allah Taala beni huzurunda tutup da bana dese ki, Ey Muhammed seni bu Rey şehrine getiren nedir? Benim yolumda cihad etmek üzere mi geldin, yoksa benim rızamı kazanmak üzere mi? O zaman ben ne cevap vereceğim, diyerek ağlamaya devam etti (49). Zaten Allah korkusundan ötürü çok ağlayan salih insanlardan birisi olduğunu İbnu'l Esir kaydetmektedir (50). İbn-i Ebi Recâ babasının İmam Muhammed'i rüyasında gördüğünü şöyle naklediyor: Babası kendisine sormuş: '"Rabbin sana nasıl muamele etti? O da şöyle cevap vermiş: Allah Taala beni mağfiret etti. Ben neden ötürü dediğimde bana şöyle denildi: Sana bu ilmi ancak seni mağfiret edelim diye verdik. "(51). Son olarak hakkında, İmam Şafii'nin söylediği: "Muhammed b. Hasan gibi birini görmedim ve analar onun gibisini dünyaya getirmemiştir" sözünü nakletmekle iktifa edelim (52). Allah hepsinden râzi olsun.
Bu yazı Yeni Ümit Dergisi'nde yayınlanmıştır.
Dipnotlar: 1) Siyerü A 'lâmi'n-Nübelâ, Şemseddin Zehebi, Beyrut 4. bs.9/134, ve diğer kaynaklar. 2) el-Vafi bi'l-Vefeyat, Salahaddin Halil es-Safedi, 2/332. 3) Miftahu's-Saâde, Taşköprüzade, Ahmed b. Mustafa, 2/241. 4) Tarihu Bağdâd, Hatip Bağdadi, 2/72. 5) aynı eser; Ayrıca el—Cevâhirü'l—Mudiyye fi Ta-bakâti'l—Hanefiyye, Muhy iddin el—Kureşi, 3/123. 6) Mârifetü Ulumi'l—Hadis, Hakim en Nisaburi, s. 47. 7) Bülugu'l— Emâni fi Sireti'l—İmam Muhammed b. Hasan eş—Şeybani, Muhammed Zahid el-Kevseri (Düzceli), Humus, 1969. s.5. 8) Aynı eser, s. 6. 9) Aynı eser, s.7—9., Bkz. Menâkıbül-İmam Ebi Hanife ve Sahibeyn Ebi Yusuf ve Muhammed 6. Hasan, Hafız Osman ez–Zehebi, s. 50-51. 10) Bulüğu'l-Emâni, s.10-11. 11) Menakıbu'l-İmam Ebi Hanife, s.53., Bülugu'l-Emâni, s. 11. 12) Tarihu Bağdâd,2/174. 13) Bülugu'l-Emâni, s. 13. 14) Tarihu Bağdâd, 2/175. 15) Muvatta-ı İmam Malik, Talik ve Tahkik Abdulvahhab Abdullatif, 2.bs. s. 23 - 24. 16) Aynı yer. Ayrıca bkz. Menakıbu Ebi Hanife, Zehebi, s. 53. 17) Menakıbu'l-İmam Ebi Hanife, Zehebi, s. 50. 18) İmam Şafii, Muhammed Ebu Zehra, terc. Osman Keskioğlu, s. 23- 24. 19) İmam Şafii, Muhammed Ebu Zehra, s. 24. 20) Bülugu'l-Emâni, s.74. Menâkıbu'l—İmam Ebi Hanife, s. 59. 21) aynı eser. s. 71. 22) İmam Şafii, s, 22 - 23, 23) el—Cevâhirü'l— Mudiyye fi Tabakati'l—Hanefiyye, 3/123, ve diğer kaynaklar. 24) Aynı kitap, 3/124. 25) Aynı yer. 26) Ahbâru Ebi Hanife ve Ashâbih, s. 123. ve diğer kaynaklar. 27) Aynı eser, s. 124. 28) Bülugu'l—Emâni s. 77. 29) Aynı eser. Ayrıca İ-mam Şafii,s.20—25. 30) Bülugu'l-Emanıs.16-21 31) Aynı eser, s. 64 ayrıca, Ahbâru Ebi Hanife ve Ashabih, s. 125. 32) Ahbâru Ebi Hanife ve Ashâbih, s. 128, Bülugu'l-Emâni, s. 61. 33) Tezkiretü'l-Evliya, Feridüddin Attar, Terceme, Süleyman Uludağ s.300 - 301. 34) Ahbâru Ebi Hanife, s. 125. 35) Hadis için bkz. Keşfu'l— Hafâ, İsmail b. Muhammed Acluni, 2/306. 36) A-hbâru Ebi Hanife ve Ashâbih, 120-121. 37) Bülugu'l-Emâni sh. 73. 38) Miftahu's-Saâde, 2/244. 39) Aynı eser, 2/245. 40) Ahbâru Ebi Hanife ve Ashâbih s. 125. 41) Büluğu'lEmâni, s. 18. 42) Miftahu's-Saâde, 2/244. 43) Aynı eser. 44) Aynı eser. 45) El-Vâfi bi'l Vefeyâat, 2/333. 46) el-Fihrist, s. 287-288. 48) Miftâhu's-Saâde, 2/242. 49) Aynı eser, 2/243 ve diğer kaynaklar. 50) El-Kâmil fi't-Tarih, İbnu'l-Esir, 6/164. 51) El-Vâfi bi'l-Vefeyyat, 2/333. 52) Miftahu's-Saâde, 2/243. *)Tevbe S. 100

|