EY NEBİ! BİAT ETMEYE GELDİK Toplandık buraya, o kudsi adını anmaya Havz-ı kevserden içip, susuzluktan kurtulmaya Sahip çıkmak için bize, zamanı mekanı aş Yoksa kalmayacak buralarda, taş üstünde taş Ümmetinin hali perişan, her yöre kan gölü Bırakmadılar dünyada, koklanacak bir gülü Irz namus çiğnedi, önümüzde selam duranlar Bayram yapıyorlar, bizi kalbimizden vuranlar Rahat bir nefes alamadık, ne zamandan beri Sen yoksun, her gün biraz daha, gidiyoruz geri Üç asırdan beri, hep düşüyoruz baş aşağı Her yanımızdan sarmış bizi, şeytanların ağı Baksana; insanlarımız giriyorlar ateşe Düğüne gidiyor gibi, koşuyorlar pür neşe Maruz kaldığımız dalgalar, boyumuzu aştı Bizi boğan fırtına seli, her yere ulaştı Yaşadık bahara hasret kalmış, upuzun bir kış Duymadık gönüllere, su serpecek bir haykırış Her zaman her yerde, sen oldun başımızın tacı İçinde olmadığın talihsiz hayat, ne acı Rab indirdi sana, ötelerden nuru Basiretliler aldılar, senden kulluk şuuru Uhud’dan verdin, ahirdeki kardeşlere selam Gönlün tahtına gelip, oturdu o kudsi kelam Girdiler bu yola, her yere namın gitsin diye “Kutlu kardeşler” arasında, bulunsunlar diye Derdimiz, Kur’an olsun, hayatımızın temeli Seni anlatmak her yerde, gönlümüzün emeli Buna masadak olmak, hayattaki en mühim iş Gelmezsen eğer, olmayacak, o müthiş diriliş Sana aşkımız, olsun içimizi yakan bir kor Elimizden tutmazsan eğer, bunu yapmak çok zor Vardığın her yerde, bütün zorluklar kolaylaşmış Zulumat senin nurunla, aydınlığa ulaşmış Gitmenle olmuş bayram, Yesrib dönmüş Medine’ye Sarılmışlar, gelen eşref-i varlık hazineye Taleal Bedru deyip, coşmuşlar onlar günlerce Mutlu hayat yaşamışlar, seninle senelerce Bir baksana, şu ümmetinin perişan haline Ağlamaktan oluşan, gözyaşı seline Delirten şoklar yedik, kaç defa ardarda Ne olur, bizleri yalnız bırakma buralarda Sahipsiz kalmış viranelere dönmüş umranlar Ağlıyorlar, destan medeniyetimizi kuranlar Ne kadar çok muhtacız, aramızda bulunmana Bu asrın kırık gönüllerine, merhem olmana Bizleri bağrına basmak için, aç kollarını Ne zamandır, hasretle bekliyoruz yollarını İmdada koştun sen, ihtiyaç olan her yerde Çare oldun, onulmaz denilen binlerce derde Kapımız her çalındığında, sen gelmişsin sandık Gelmezsen ya Muhammed imdada, hepimiz yandık Nolur, perişan milletimin haline bir baksan Sensizlikten kararmış, gönüllerimize aksan Yazmasın kaderimiz de, bir daha senden firak Bizi yüce ruhaniyetinle, baş başa bırak Ses veren yok, bu devir mazlumların ahına Derdimizi dökelim, gönüller padişahına Gel! Halimize bak! Nübüvvet mührünün hatemi Kaldır insanlığın üzerine çökmüş matemi Gel! Bak gönüllerimizin hasretle yanışına Sana layık olamayışından utanışına Gel de çıkar! Hançerler var yaralı bağrımızda Gurbet solukluyoruz, kendi öz diyarımızda Gel! Yerleştir yerine adl’in kaymış taşlarını Sil asırlardır ümmetin, akan gözyaşlarını Gel! Ümmetinin başını okşa, bitsin bu hicran Hüzünleri silinip, gülücükler saçsın devran Gel gayri ruhaniyetinle, bulun aramızda Mahrum bırakma bizi, canımız dudağımızda Gel de, yüreğimizi hasret bırakma bu rüyaya Seninle kavuşmayı, bırakma öbür dünyaya O yüce adını, her yere, götürmeye geldik Ey Nebilerin sultanı! Biat etmeye geldik Bunu, Akabe’deki sözler gibi kabul buyur Aramıza teşrifle, gönüllerimizi doyur Sana sözümüz, canın canımız, kanın kanımız Davan uğruna, feda olsun, bütün varlığımız Mustafa Arslan
|