Anasayfa arrow Satır Arası arrow Şiir Bahçesi arrow Mustafa Arslan arrow Ey Nebi! Biat Etmeye Geldik
E-posta

EY NEBİ! BİAT ETMEYE GELDİK

 

Toplandık buraya, o kudsi adını anmaya

Havz-ı kevserden içip, susuzluktan kurtulmaya

 

Sahip çıkmak için bize, zamanı mekanı aş

Yoksa kalmayacak buralarda, taş üstünde taş

 

Ümmetinin hali perişan, her yöre kan gölü

Bırakmadılar dünyada, koklanacak bir gülü

 

Irz namus çiğnedi, önümüzde selam duranlar

Bayram yapıyorlar, bizi kalbimizden vuranlar

 

Rahat bir nefes alamadık, ne zamandan beri

Sen yoksun, her gün biraz daha, gidiyoruz geri

 

Üç asırdan beri, hep düşüyoruz baş aşağı

Her yanımızdan sarmış bizi, şeytanların ağı

 

Baksana; insanlarımız giriyorlar ateşe

Düğüne gidiyor gibi, koşuyorlar pür neşe

 

Maruz kaldığımız dalgalar, boyumuzu aştı

Bizi boğan fırtına seli, her yere ulaştı

 

Yaşadık bahara hasret kalmış, upuzun bir kış

Duymadık gönüllere, su serpecek bir haykırış

 

Her zaman her yerde, sen oldun başımızın tacı

İçinde olmadığın talihsiz hayat, ne acı

 

Rab indirdi sana, ötelerden nuru

Basiretliler aldılar, senden kulluk şuuru

 

Uhud’dan verdin, ahirdeki kardeşlere selam

Gönlün tahtına gelip, oturdu o kudsi kelam

 

Girdiler bu yola, her yere namın gitsin diye

 “Kutlu kardeşler” arasında, bulunsunlar diye

 

Derdimiz, Kur’an olsun, hayatımızın temeli

Seni anlatmak her yerde, gönlümüzün emeli

 

Buna masadak olmak, hayattaki en mühim iş

Gelmezsen eğer, olmayacak, o müthiş diriliş

 

Sana aşkımız, olsun içimizi yakan bir kor

Elimizden tutmazsan eğer, bunu yapmak çok zor

 

Vardığın her yerde, bütün zorluklar kolaylaşmış

Zulumat senin nurunla, aydınlığa ulaşmış

 

Gitmenle olmuş bayram, Yesrib dönmüş Medine’ye

Sarılmışlar, gelen eşref-i varlık hazineye

 

Taleal Bedru deyip, coşmuşlar onlar günlerce

Mutlu hayat yaşamışlar, seninle senelerce

 

Bir baksana, şu ümmetinin perişan haline

Ağlamaktan oluşan, gözyaşı seline

 

Delirten şoklar yedik, kaç defa ardarda

Ne olur,  bizleri yalnız bırakma buralarda

 

Sahipsiz kalmış viranelere dönmüş umranlar

Ağlıyorlar, destan medeniyetimizi kuranlar

 

Ne kadar çok muhtacız, aramızda bulunmana

Bu asrın kırık gönüllerine, merhem olmana

 

Bizleri bağrına basmak için, aç kollarını

Ne zamandır, hasretle bekliyoruz yollarını

 

İmdada koştun sen, ihtiyaç olan her yerde

Çare oldun, onulmaz denilen binlerce derde

 

Kapımız her çalındığında, sen gelmişsin sandık

Gelmezsen ya Muhammed imdada, hepimiz yandık

 

Nolur, perişan milletimin haline bir baksan

Sensizlikten kararmış, gönüllerimize aksan

 

Yazmasın kaderimiz de, bir daha senden firak

Bizi yüce ruhaniyetinle, baş başa bırak

 

Ses veren yok, bu devir mazlumların ahına

Derdimizi dökelim, gönüller padişahına

 

Gel! Halimize bak! Nübüvvet mührünün hatemi

Kaldır insanlığın üzerine çökmüş matemi

 

Gel! Bak gönüllerimizin hasretle yanışına

Sana layık olamayışından utanışına

 

Gel de çıkar! Hançerler var yaralı bağrımızda

Gurbet solukluyoruz, kendi öz diyarımızda

 

Gel! Yerleştir yerine adl’in kaymış taşlarını

Sil asırlardır ümmetin, akan gözyaşlarını

 

Gel! Ümmetinin başını okşa, bitsin bu hicran

Hüzünleri silinip, gülücükler saçsın devran

 

Gel gayri ruhaniyetinle, bulun aramızda

Mahrum bırakma bizi, canımız dudağımızda

 

Gel de, yüreğimizi hasret bırakma bu rüyaya

Seninle kavuşmayı, bırakma öbür dünyaya

 

O yüce adını, her yere, götürmeye geldik

Ey Nebilerin sultanı! Biat etmeye geldik

 

Bunu, Akabe’deki sözler gibi kabul buyur

Aramıza teşrifle, gönüllerimizi doyur

 

Sana sözümüz, canın canımız, kanın kanımız

Davan uğruna, feda olsun, bütün varlığımız

 

 

 

Mustafa Arslan  

Okunma: 217
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi