Hacca hangi yaşta gidilir? Ahmet Şahin, Zaman
Ziyaretçimle birlikte oturmuş çaylarımızı yudumlarken önce bir takdirini, sonra da bir teklifini dinliyorum.
Diyor ki: “Hacılarımızla ilgili yazınızı istifade ile okudum. Gerçekten de hac, sabır gerektiren bir ibadettir. İşaret ettiğiniz gibi ziyaret mekanları sabit, ama ziyaretçi sayısı sabit değil her sene çoğalmakta, bu çoğalmalardan dolayı da yer yer izdihamlar kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu sebeple Türk hacılarına bir teklifte bulunsanız da bir köşe yazınızda deseniz ki: -Hac görevini gençken yapmak gerekir. Yaşlı hacılar görevini layıkıyla yerine getiremiyorlar, zorluklar söz konusu oluyor. Türk hacıları, yaşlanmayı beklemeden haclarını gençken yapmalılar...” Teklif sahibi ziyaretçime diyorum ki: -Bu teklifinize uygundur desem dahi, fıkıh diliyle böyle yazamam. Çünkü fıkıhtaki ölçü genç, ihtiyar ölçüsü değildir. İmkan ölçüsüdür. Hangi yaşta eline hacca götürecek imkan geçerse işte o yaşta kendisine hac farz olur. Hacca gitme mecburiyeti de o yaştan itibaren başlar. Mazereti olmadan haccını tehir edemez... Böyle bir imkana sahip olmayan kimseye ise, “yaşlanınca hac zor yapılıyor, gençken hacca git” denemez. Çünkü hac farz olmamıştır kendisine. Demek mesele, haccın farz olup olmaması meselesidir... Hac farz olmuşsa genç de olsa gidecek; olmamışsa ihtiyar da olsa bekleyecek. Bence burada esas mesele şu olsa gerektir: Hac kendisine farz olanlar, hemen gitmeyip de tehir ederlerse, sonraki senelerde ise gitme imkanını kaybederlerse işte tehlike burada oluşur, hac borcuyla kalabilirler... Öyle ise kendisine hac farz olan kimseler, mazeretsiz haclarını tehir etmemeli, borçlu kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalmamalı, hemen haclarını yapmalılar. Bunu rahatça diyebiliriz. Burada bir ifrat-tefrit söz konusu olmaz... Ziyaretçimizle hac sohbetimizi bu şekilde sürdürürken telefonun öbür ucundan bir hac sorusuna daha muhatap oluyorum. Bakın o da hac konusunda nasıl bir teklifle karşılaşmış. Şöyle soruyor: - Hanımla birlikte bu sene Rabbimiz nasip ederse hacca niyet ettik. Ancak hanım sohbetlerinde bazı kadınlar bizimkini ikaz ederek demişler ki: - Kızım sen daha gençsin. Böyle genç yaşta hacca gidilir mi? Bu yaşta hacı olursan gelince tutamazsın. Hacılığın boşa gider. Sen gençken gitme, bekle, yaşlan. Dünya işlerini bırakacak yaşa gelince git. İşte o zaman her şeyi terk edersin, haccını da tutmuş olursun... Hocam, hanımın genç yaşta gitmesinde mahzur olabilir mi? Var mı böyle hacdan dönünce haccı tutma, tutamama olayı?.. Demek ki, kimileri de, gençken değil yaşlandıktan sonra gidilmesini doğru buluyor, gençken gitmeyi (tutamayacakları gerekçesiyle) mahzurlu bile görebiliyor. Bizim Yozgat’ın bazı köylerinde de benzeri söylentiler duymuştum çocukluğumda. Genç adam hacca gitmemeliydi, giderse dönünce dünya işi tutmamalıydı. Çünkü terazi tutarsa, hak geçer, böylece hacılığı da boşa giderdi. Hele muhtarlık yaparsa büsbütün işi bitikti. Hacılığından eser kalmazdı... Elbette bunlar halk söylentisidir. Sudaki balığı tutma, tutamama diye bir mefhum vardır. Ama haccı tutma, tutamama diye bir mefhum yoktur. Hacca giden borcundan kurtulur. Gitmeyen de (farz olmuşsa) borcuyla kalır. Hepsi bundan ibarettir. - Gençken mi yoksa yaşlanınca mı gitmeli? sorusuna kestirmeden cevap verecek olursak şöyle özetleyebiliriz konuyu: - Kendisine hac hangi yaşta farz olmuşsa, o yaşta gitmelidir!.. Şayet o senede gitmez de, tehir ettiği sonraki senelerde gitmeye muvaffak olursa, geç de olsa hac borcundan kurtulmuş olur. Sonraki senelerde gitme imkanını kaybeder de gidemezse işte tehlike o zaman söz konusu olur. Farz olduğu ilk senelerde mühimsemeyerek! yapmadığı haccının borcuyla kalabilir. Bence asıl dikkate alınacak nokta burasıdır...
|