Haccınız gerçekten hac oldu mu?DR. VEHBİ KARAKAŞ - Sakarya Ün. İ. F. Öğr. Görevlisi Tasavvuf erbabı, haccın farziyetini bildiren ayeti farklı bir açıdan yoruma tabi tutmuştur. Onların yorumları farklı olduğu gibi, hacları da farklıdır. Onların haccı hakkında Âlûsî şunları söylemektedir: “Bu hac, hac denilmeye layık bir hacdır. Allah’ın öyle kulları vardır ki, Allah onları buna ehil ve o mesleklerde yürümeye kâdir kılmıştır. Hakikatte onların haccı O’ndandır, O’nadır, O’nun içindir, O’ndadır. Onların maksadı, duvarlar ve taşlar değildir. Ne kadar da yanlış! Delinin yerden, yurttan başka ne derdi olabilir? Heva-i nefsi yüzünden kim nankörlük yapar ve Mevla’sından yüz çevirirse, kendilerine zarar vermiş olurlar. Şüphesiz Allah alemlerden zengindir. Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah böyle bir nankörden de zengindir.” Yani kimsenin şükür ve teşekkürüne, ibadet ve duasına ihtiyacı yoktur. Herkesin Allah’a ibadet, şükür ve dua etmeye ihtiyacı vardır. Çünkü her şeyin dizgini O’nun elindedir, her şeyin anahtarı O’nun yanındadır. O’nu bulan kendisine faydalı olan her şeyi bulur, O’nu bulamayan, faydalı olan her şeyden mahrum kalır, azap içre azaba düşer. Âlûsî’nin Şibli’ye atfettiği bu hac ayetinin farklı tefsirini Hucviri Cüneyd’e, Sülemi de Şibli’ye atfeder. Şibli’den de gelse yine Cüneyd’indir. Çünkü Şibli, Cüneyd’in talebesidir. Hac âyeti mealen şöyledir:”Yola gücü yetenin, Beyt’i haccetmesi, Allah için insanlara farzdır.” (Âl-i İmran, 3/96) Bir adam Şibli’ye vedaya gitti. Şibli ona sordu: -Nereye gidiyorsun? -Hacca. -Öyleyse iki çuval götür, onlara orada rahmet doldur ve onları bize getir ki, senin bize hacdan getirdiğin hediye olsun, gelene verelim, ziyaret edeni ağırlayalım. Adam diyor ki: Vedalaşıp huzurundan çıktım, hacdan dönünce bana sordu: -Haccettin mi? -Ettim. -Haccetmek için ne amel yaptın? -Guslettim, ihrama girdim, iki rekat namaz kıldım ve telbiye ettim. (Yani lebbeyk allahümme lebbeyk, dedim.) -Bununla hac andlaşmasını (sözleşme) yaptın mı? -Yaptım. -Peki yaratıldığından beri bu sözleşmeye aykırı düşen bütün andlaşmalarını bozdun mu? -Hayır. -Öyleyse sen andlaşma yapmamışsın. *** -İhram için elbisenden soyundun mu? -Evet. -Bu soyunmanla yaratılış gayene aykırı yaptığın bütün işlerden de soyundun mu? -Hayır. -Sen soyunmamışsın. *** -Boy abdesti aldın ve temizlendin mi? -Evet. -Bu temizlikle sende bulunan, manevî hayatını tehdit eden her günahı ve her hastalığı giderdin mi? -Hayır. -Sen temizlenmemişsin. *** -Telbiye ettin mi? (Lebbeyk Allahümme lebbeyk dedin mi?) -Evet. -Telbiyenin aynen cevabını aldın mı? -Hayır. -Sen telbiye etmemişsin. *** -Mescid-i Haram’a girdin mi? -Girdim. -Oraya girişinle haram kılınan her şeyi terk etmeye karar verdin mi? -Hayır. -Sen Mescid-i Haram’a girmemişsin. *** -Kâbe’yi gördün mü? -Evet. -Allah için tuttuğun gayeye eriştin mi? -Hayır. -Sen Kâbe’yi görmemişsin. *** -Üç defa koşup dört defa yürüdün mü? -Evet. -Seninle beraber olan her şeyden kaçıp vazgeçtin mi? Dört defa yürümekle güvene erip bundan dolayı Allah’a şükrettin mi? -Hayır. -Sen masivadan (Allah’tan başka şeylerden) vazgeçmemişsin. *** -Hacerü’l-esved’e el sürüp selamladın mı? -Evet. -Hani derler ki, Hacer’i selamlayan da güvendedir. Sen de güven alameti gördün mü? -Hayır. -Sen Hacer’i selamlamamışsın. *** -Safa’ya çıktın mı? -Evet. -Ne yaptın orada? -Tekbir getirdim. -Safa’ya çıkmakla sırrın saflaştı mı? Rabb’ini tekbir etmekle, kainat gözünde küçüldü mü? -Hayır. -Sen Safa’ya çıkmamışsın, tekbir de getirmemişsin. *** -Sa’y ederken hervele ettin yani çalımlı çalımlı yürüdün mü? -Evet. -O’ndan O’na kaçtın mı? -Hayır. -Sen hervele etmemişsin. *** -Merve’de durdun mu? -Evet. -Merve’de üzerine sekine indiğini gördün mü? -Hayır. -Sen Merve’de durmamışsın. -Oradan Mina’ya gittin mi? -Evet. -Temenni ettiğin sana verildi mi? -Hayır. -Sen Mina’ya gitmemişsin. *** -Arafat’a çıktın mı? -Evet. -Yaratıldığın ve varacağın hali bildin mi? Rabbin olan o Yüce Zat kimdir? Ve Allah sana özel insanlara gösterdiği bir hal gösterdi mi? -Hayır. -Sen Arafat’a çıkmamışsın. *** -Meş’ar’e koştun mu? -Evet. -Orada Allah’ı, masivayı unutturan bir zikirle andın mı? Ne şekilde cevap verildiğini duydun mu? -Hayır. -Sen Meş’ar’e çıkmamışsın. *** -Kurban kestin mi? -Evet. -Şehvetlerini ve iradeni Hakk’ın rızasında yok ettin mi? -Hayır. -Sen kurban kesmemişsin. *** -Şeytanı taşladın mı? -Taşladım. -Sendeki şeytanî düşünceleri de taşladın mı? Cehaleti attın mı, bu suretle sende ilim göründü mü? -Hayır. -Sen şeytanı taşlamamışsın. *** -Kâbe’yi ziyaret ettin mi? -Evet. -Sana birtakım hakikatler açıldı mı? Yahut ziyaretin sebebiyle ikramların arttığını gördün mü? Çünkü Peygamber (sas) “Hac ve umre yapanlar, Allah’ın ziyaretçileridir. Ziyaret edilenin, ziyaret edene ikram etmesi bir borçtur.” buyurmuştur. -Hayır. -Sen ziyaret etmemişsin. -Veda ettin mi? -Evet. -Nefsinden de tamamen çıktın mı? Nefsine ve nefsinin sürüklediği günahlarına da veda ettin m? -Hayır. -Sen veda etmemişsin, hac da etmemişsin. İstersen tekrar dönüp haccet. Tekrar hacca gidersen bu söylediğim şekilde haccetmeye çalış.”
|