Hacla ilgili Faydalı Bilgiler Ey İbrahim, insanları hacca çağır! İbn-i Abbas (ra)'dan rivayet olunan bir hadiste: "İbrahim (as) Kâbe'yi bina edip tamamladıktan sonra kendisine: 'Hacc için insanları davet et,.' emri verildi. İbrahim (as): 'Benim sesim onlara ulaşmaz.' dedi. Allahü Teâla Hazretleri: 'Sen davet et, sesini duyurmak bana aittir.' buyurdu. Bunun üzerine İbrahim (as): 'Ey insanlar!.. Beyt-i Atik'i haccetmeniz size farz kılınmıştır.' diye nida etti. Bu sözü yerle gök arasında bulunanların hepsi işitti. Görmüyor musunuz? İnsanlar en uzak yerlerden icabet edip geliyorlar." denilmiştir. (İbn-i Abidin - Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar) Vakfe nedir? Hacda Arafat ve Müzdelife denilen yerlerde belirli zamanlarda bir süre kalmaktır. Arafat vakfesi farz, müzdelife vakfesi vaciptir.
Teşrik tekbirlerine dikkat Kurban bayramı günleri için meşru kılınmış bir ibadet vardır ki, buna “teşrik tekbirleri” denilmektedir. “Allâhü ekber Allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber Allâhü ekber velillâhi’l-hamd” şeklindeki tekbirleri arefe günü sabah namazından dördüncü bayram günü ikindi namazına kadar 23 vakit namazın farzları peşinden söylemek gerekir. Abdullah b. Ömer ve Ebû Hüreyre Hazretleri gibi ashâbın âlimlerinden olan zevatın bu tekbirleri Zülhicce’nin ilk on gününde de söylediklerine, hatta o günlerde çarşıya çıkıp yüksek sesle tekbir getirdiklerine dair rivayetler vardır.
Sevenler gider! Topal karınca Hacc'a niyet etmiş ve o mübarek yolculuğa çıkmış… Görenler, "Ya hu, sen bu halinle oraya varamazsın!.." demişler.. O da cevaben; "Varamazsam da, hiç olmazsa o yolda ölürüm!" demiş… Takva ehli bir insan, hacca gitmekten sakınırsa başına ne iş geleceğini çok iyi bilir. Dolayısıyla üzerine düşeni yapar ve tedbirini alır. "Henüz daha çok gencim, önce beğendiğim arabayı alayım veya başımı sokacak bir evim yok, şu çocuğu da baş göz etsek sıra ona gelir, Allah nasip ederse…" gibi hacca gitmeye mani olabilecek bahaneler "Rahmanî" düşünceler değildir.
Bir insan düşünelim, küçük yaşta annesinden koparılmış ve annesinin izini kaybetmiş. Yıllar sonra duymuş ki, annesi çok uzak bir memlekette. Yaşlı annesi haber göndermiş, hasret içinde kıvrandığı oğluna “gelsin” diye. Ama oğul, "Bu sene de biraz işim var, çocuğu evlendireceğim, bir dahaki sene belki giderim!" diye gevşeklik gösterebilir mi? Eğer annesini gerçekten "seviyorsa" hiç gevşeklik gösterir mi? Bir kimse mali gücü yerinde olup hacca gitmekten kaçınırsa tahmin edilemeyecek şekilde neticesine katlanır. Haccın edasının şartları nelerdir? a) Vücutca sağlıklı olmak, b) Hacca gitmesine maddi bir engel bulunmamak, c) Yol güvenliği olmak, d) Kadının yanında kocası veya evlenmesi caiz olmayan bir akrabası olmak.
Sa’y nedir? Kabe’nin yakınında bulunan Safa ile Merve tepeleri arasında gidip gelmektir. Bu gelişler, Safa’dan Merveye dört Merve’den Safa’ya üç olmak üzere yedi defadır.
Sabır mevsimi Hacca giden, başkalarına sıkıntı vermediği gibi onlardan gelecek sıkıntılara da katlanmalı, yumuşak davranmalıdır. Hadis-i şerifte “Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur” buyuruldu. Sert, kırıcı olmaktan da kaçmalıdır. Hadis-i şerifte, (Sertlikten ve çirkin şeyden sakının. Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir) buyuruluyor.
İhram nedir? Hac ve Umre yapacak olan kimsenin diğer zamanlarda helal olan bazı fiil ve davranışları belli bir süre kendisine haram kılmasıdır. (İhram;erkekler için iki parça beyaz havludur. Kadınlar için kendi elbiseleridir,uzunca bir entari şeklinde olursa daha efdaldir.
Kabe’nin rükünleri Hz. İbrahim (as) ve oğlu İsmail (as) tarafından Kâbe bina olunmuş, daha sonra bir köşesine, doğuya isabet ettiği için "Rükn-i Şarkî" veya Hacer'ul-Esved o köşede bulunduğu için "Rükn-i Hacerül-Esved", bir köşesine, Irak tarafına isabet ettiği için "Rükn-i Irâkî", bir köşesine, Şam cihetine isabet ettiği için "Rükn-i Şâmî", bir köşesine de, Yemen tarafına isabet ettiğinden dolayı, "Rükn-i Yemânî" denilmiştir. Rükn-i Hacer ile Rükn-i Irâkî arası biraz kuzeye meyilli olup, İbrahim Makamı, Zemzem Kuyusu, Benu Şeybe Kapısı, Kâbe'nin bu tarafındadır. Kuzey cihetini oluşturan Rükn-i Irâkî ile Rükn-i Şâmî arası biraz batıya meyilli olup, Hicr, Altın oluk ve Hanefi Makâmı bu taraftadır. Batı tarafı yani Rükn-i Şamî ile Rükn-ı Yemânî arası, bir parça güneye meyillidir. Umre Kapısı, Veda Kapısı ve İbrahim Kapısı bu tarafta bulunmaktadır. Güneş ciheti yani Rükni Yemânî ile Rükn-i Hacer arası birazcık doğuya meyillidir: Safa kapısı ile güneydeki diğer kapılar bu taraftadır.
Zilhicce ayı Ayların on ikincisi ve savaşmanın haram kılındığı haram ayların (eşhürü'l-hurum: Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) ikincisidir. İçinde Kurban bayramının da bulunduğu Zülhicce ayı, mübarek ayların en mühimleri arasında yer almaktadır. Ashabtan ibnu Abbas (ra), Peygamber'den (sas) bu ayla ilgili şu hadisi nakletmektedir: Peygamber (sas); "Zilhicce'nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan iyi amellerden, Allah nezdinde daha makbuldür" buyurmuştur. Zilhicce'nin sekizinci gününe "terviye günü" dokuzuncusuna "Arefe günü"; Kurban bayramı gününe (onuncu güne) "nahr günü", ondan sonraki üç güne de "teşrik günleri" denilmiştir. "Arefe günü" burada, Kurban bayramından bir önceki gün anlamında değil, Arafat'ta vakfe gününü simgeleyen şer'î bir isimdir.
10 Gece nedir? Zülhicce'nin ilk yarısındaki günler, yüce Allah katında değerli günler arasındadır Hatta "Cuma haftanın; Zülhicce'nin ilk onu ise yılın mübarek günleridir" denilmiştir. Buna göre Zülhicce'nin ilk onuna tesadüf eden Cuma, her iki fazileti de toplayacağı için yılın en mübarek günlerinden biri sayılmıştır.
Hz. Peygamber ve ashâb-ı kiram pek çok fazîletin bir arada toplandığı Zülhicce'nin ilk yarısını zikr, tesbîhât, ibâdet ve tefekkür ile geçirirler, yoksullara yardım ederlerdi. Dolayısıyle onları örnek alarak müslümanların o günlerde ibadetlerine dikkat etmeleri, dualarını artırmaları, hayır ve hasenâtı daha çok yapmaları, kendilerini nefs muhâsebesine tabi tutarak hatalarına tevbe etmeleri uygun olur. Geçtiğimiz zaman zarfında Recep, Şaban, Ramazan, Regaib, Miraç, Berat, Kadir fırsatlarını yaşadık. Şayet iyi değerlendiremedik diyorsanız üzülmeyin Rabbimiz yeni bir fırsat daha lutfediyor: Zilhicce ayının ilk 10 günü. Fecr Sûresi’nde, “On geceye yemin olsun ki...” (Fecr, 89/2) diye yemin edilen bu mübarek zaman dilimi hepimiz için yepyeni bir manevi fırsat dönemi. “Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç, bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.” (Tirmizi, Savm, 52; İbn Mace, Sıyam, 39)
“Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.” “Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.” (Tirmizi, Savm, 52)
“Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!” (Abd b. Humeyd, Müsned, 1/257)
Tesbih, Sübhanallah; Tahmid, Elhamdülillah; Tehlil, Lâ ilâhe illallah; Tekbir ise Allahu ekber demektir Kâbe, bereket ve rahmet kaynağıdır "İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev Mekke'de bulunan mübârek ve âlemler için bir hidâyet kaynağı olan kâbe'dir. Orada apaçık deliller vardır. İbrâhim'in makamı vardır. Kim oraya girerse emniyette olur. Oraya gitmeye gücü yeten herkese, Allah için Kâbe yi ziyaret edip haccetmek farzdır" (Âl-i İmran, 3/96, 97).
"İbrahim şöyle dedi: Ey Rabbim, bu beldeyi emniyetli kıl" (el-Bakara, 2/126).
"Biz Kâbe yi insanlar için bir toplantı ve emniyet yeri yaptık" (Bakara, 2/ 125).
"Biz onları, nezdimizde bir rızık olarak, herşeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği emin ve mukaddes (harem) bir yere yerleştirmedik mi?" (Kasas, 28/57).
"Çevrelerinde, insanlar kaçırılıp zulmedilirken, bizim Mekke'yi mukaddes ve emin bir belde yaptığımızı görmediler mi" (Ankebût, 29/67)
|