Anasayfa arrow Satır Arası arrow Muhtelif Yazılar arrow Bülent Arınç: Eşlerimizi köle mi sanıyorsunuz?
E-posta

Bülent Arınç: Eşlerimizi köle mi sanıyorsunuz? 

Zaman, 2.12.2006

 

ImageTBMM Başkanı Bülent Arınç, "Tayyip Bey eşinin başını açsın, Çankaya Köşkü'ne öyle otursun." önerilerine sert tepki gösterdi. "Bizim eşlerimizi köle mi zannediyorsunuz?" diye soran Arınç, bu anlayışın kadına karşı çok büyük saygısızlık olduğunu söyledi.

Önerinin bir zamanlar ortaya atılan "Kumaş fabrikalarını kapatalım da örtü yapacak kumaş bulamasınlar." mantığına benzediğine işaret eden Arınç, eleştirilerini şöyle sıraladı: "Siz, bizim eşlerimizin; 'başını kapa' dediğimiz zaman kapadığını, 'aç' dediğimiz zaman açacağını mı düşünüyorsunuz? Kadına saygı diye bir şey bilmez misiniz? Bu, bu kadar basit bir olay mıdır? Kendi hür iradesiyle kendi kıyafetini belirlemiş insanlara, bir eş de olsanız 'onu çıkar bunu tak' deme hakkına sahip misiniz? Bu kadına karşı bir ayrımcılık olmaz mı? Bundan daha büyük bir saygısızlık düşünebiliyor musunuz?"

Gelişi güzel söylenen bu tür sözlere kızmadığını ancak üzüldüğünü dile getiren Arınç, 'bu kadar bilinçsiz insanların Türkiye'de zaman zaman görev başında olabildiğini' ifade etti. Arınç söz konusu soruya kendisinin muhatap olması halinde vereceği cevabı ise şöyle aktardı: "Benim, eşime böyle bir teklifte bulunacak kadar düşük bir insan olduğumu zannediyorsanız, size bunun hesabını sorarım."

Başbakan Tayyip Erdoğan da, NATO zirvesinden yurda dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada "böyle bir şeyi siyasi kimlik zaafı" olarak gördüğünü söylemişti. Erdoğan, "Biz bu yola eşimle birlikte girdik. Birileri, Allah göstermesin 'Eşinizin başını açın' diyor. Birileri bizden kimlik değişimi istiyor. Bu, siyasi kimlik zaafıdır. Biz bu zaafı gösteremeyiz. Biz halkımızı aldatamayız. Halkımızın karşısına nasıl çıktıysak bugün de öyleyiz. Bu yolda Anayasa, yasalar ne emrediyorsa onu yaparız." ifadelerini kullanmıştı.

Bülent Arınç, dün düzenlediği basın toplantısında önceki gün kabul edilen TBMM Genel Sekreterlik Teşkilat Yasası'na ilişkin bilgi verdi. Gündeme ilişkin soruları da cevaplayan Arınç, önemli açıklamalarda bulundu. Arınç, cumhurbaşkanı seçimlerine değinirken, Meclis başkanı olarak kendisini ilgilendiren konunun "Seçimin Anayasa'da gösterilen şartlar içerisinde Meclis'te ne zaman ve nasıl yapılacağı" olduğunu bildirdi. Onun da kurallara bağlandığını ifade eden Arınç, "Ömrümüz olursa 16 Nisan ve 16 Mayıs arasında bu sürecin nasıl işleyeceğini hep beraber göreceğiz.'' dedi.

AB Komisyonu'nun müzakereleri kısmi olarak askıya alınması yönündeki tavsiye kararını da değerlendiren Meclis Başkanı, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'yi adeta rehin aldığını vurguladı. Arınç, Papa 16. Benedict'in ziyaretinin ise Türkiye için bir kazanım olduğunu söyledi. Arınç, "Papa'nın elinde Türk bayrağıyla selam vermesinden tutunuz Sultanahmet Camii'nde kendi huzur duruşuyla dua eden hali, Ayasofya'daki davranışları, Türkiye'de bazı kuşkuları da ortadan kaldıran, kendi hanesine de çok olumlu yazılabilecek bir ziyaret yaptığını göstermektedir." ifadelerini kullandı.

Berhan Şimşek

Arınç, CHP İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek'in kadrolaşma iddialarına ise ilginç bir dille cevap verdi. "Ey Berhan Şimşek, Genel Kurul film seti değildir." diye seslenen Arınç, kendisini eleştiren CHP'li Yakup Kepenek'i 'bilim adamı', Şimşek'i ise 'film adamı' olarak nitelendirdi. Arınç, 170 kadroyu iptal ederken kendisiyle ilgili 'kadrolaşma' iddialarının ortaya atılmasını hazmedemediğini vurgularken, kendisinden önceki milletvekili ve bakanların eşlerinin, çocuklarının Meclis kadrolarında işe başlatıldıklarının doğru olduğunu, ancak kendisinin 18. dereceden bile bir akrabasının Meclis'te işe alınmadığını anlattı. Şimşek'in 'kadrolaşmaya' örnek gösterdiği üç kişinin liyakatları nedeniyle işe alındığını vurgulayan Arınç, şöyle konuştu: "Ama şu anda bile bu Parlamento'da geçmiş dönemlerde milletvekillerimizin, bakanlarımızın birinci, ikinci derece yakınları çalışıyor. Ey Berhan Şimşek beni duy; eğer bu saydığın isimlerin dışında bu Parlamento'da geçmiş dönemlerde siyaset yapanların çocukları, yakınları yok diyorsan, hiçbir CHP'li yok diyorsan, o zaman sana şu tavsiyem var: Genel Kurul, film seti değildir, sözüne sahip çık. Önce genel başkanına git. Bu sözlerimi kendisine sor. Üç tane grup başkan vekili var, onlara bu sorunun aynısını sor. Onlarla da tatmin olmadın mı, eski milletvekillerine, herkese sor. Sana en azından şöyle böyle 15-20 tane isim vereceklerdir. Bununla da tatmin olmazsan bana gel, ben sana uzunca bir liste vereceğim. Beni daha fazla söyletme."

Arınç, daha sonra CHP'nin eski dönemlerdeki kadrolaşmalarına ilişkin de bir örnek verdi. Müşavirlerinden birinin eski CHP milletvekilinin oğlu Barbaros Uysal olduğunu kaydeden Arınç, "1999 yılında Hikmet Çetin zamanında Meclis'e alınmıştır. Ve şu anda tek meziyeti bir Halk Partili milletvekilinin oğlu olmasıdır. Adı da Barbaros Uysal'dır. Eğer bana şu imza yetkisini verenler istediğin gibi kullan deselerdi ve ben Allah'tan korkmasaydım bu Meclis'in hali ne olurdu bilmem. Ama eskisinden daha beter olurdu." dedi.

Asıl irtica darbeden bahsetmektir

Meclis Başkanı Bülent Arınç, demokratik bir ülkede darbeden bahsedilmesini "irtica ve gericilik" olarak gördüğünü söyledi. Amerikan Newsweek dergisinde yayınlanan ve "2007 yılında Türkiye'de darbe ihtimali yüzde 50" iddiasını içeren makaleyi değerlendirmeye layık görmeyen Arınç, şu yorumu yaptı: "Darbe sözcüğünden bile nefret eden, bunu aşağılayan bir insanım ben. Demokratik bir ülkede 'darbe' sözcüğünü kimse ağzına almamalıdır. Bu, irticanın göstergesidir. 2006-2007 yıllarında bir yerde irticadan, bir yerde gericilikten bahsetmek gerekirse, bunun en güzel örneği, 'darbe' sözünü ağzına alanlardır. Eğer Türkiye bir hukuk devletiyse, eğer bir anayasası varsa, Türkiye'de demokratik kurumlar ve kurallar çalışıyor ve işliyorsa, Türkiye'de genel seçimler zamanında yapılıyor ve yapılacaksa, Türkiye'de 'darbe' sözünü ağzına alanların, kötü niyetli ve maksatlı insanlar olduğunu düşünüyorum. Bunun üzerine yazı yazmak, bunun üzerine yorum yazmak, bunun üzerine sayfalar dolusu yeni yorumlar geliştirmek çok yanlış ve Türkiye'nin zararına olan bir davranıştır. Bahsettiğiniz konu, bir ABD gazetesinde ne yazık ki bir Türk bayan tarafından yazılmış bir konudur. Bu ve bunun benzerlerinin zaman zaman bu tür yazılar yazmaktaki maksatlarını, geçmişteki örneklerine bakarak hepimiz çok iyi bilmekteyiz. İşin derinliğine inmek istemiyorum; ama artık bu yazılara da bununla ilgili spekülasyonlara da bununla ilgili dedikodulara da kulak kabartacak, bunu değerli bulacak, bunun üzerine tartışma açacak bir Türk insanı olduğunu düşünmüyorum."

 

 

Okunma: 579
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi