Pistlerde görmek isterizM.Nedim Hazar, Zaman, 9.12.2006 Biliyorum, özne değiştirme yöntemi yapılsa ortaya çıkacak çarpıcı tablo ile Sayın Cumhurbaşkanı ve hakim Türk medyasını köşeye sıkıştırmak çok kolay ve eğlenceli olacaktır. Sayın A.Necdet Sezer'in Kanaltürk isimli televizyonun yıldönümü kokteyline katılmasını ve burada 4 saati aşkın süre kalmasını eleştiren kesime katılmadığımı belirtmek için yazdım bu giriş cümlesini.
Faraza; sevgili Cumhurbaşkanımız ve sevgili eşleri, Kanal 7'nin bir resepsiyonuna katılıp 4 saat kalsalardı, kamuoyu, ulusalcı kesim ve azgın azınlığın dili medya mahfillerinden yemedikleri zılgıt kalmayacaktı. Ancak bunun doğru olmadığını düşünmekteyim. Ben eleştiren kesime asla katılmadığımı belirtmek isterim. Bundan dolayıdır ki, First Lady'nin en sevdiği TV kanalı olarak bahsi geçen kanalın ismini zikrettiğinde de şaşırmamış, mutlu olmuştum. Keza Sayın Cumhurbaşkanı'nın affettiği suçluların kahir ekseriyetinin marjinal sol terör mensuplarından (ve hatta PKK'lı) olması, bazı affa uğrayanların çıkar çıkmaz yeniden eylem yapmasından sonra şaşırmadığım gibi. Geçenlerde bir okurumuz bana ilettiği mesajında, medya olarak tarafsız olmak gerektiğini yazmıştı. Elbette tarafsız olmak 'insan olmamak' gibi bir şey ve sevgili okurum bunun farkında değildi. Karıştırılan şey tabii ki tarafsızlık ile objektiflikti. Tıpkı hak ile hukukun, etik ile ahlakın karıştırılması gibi. Sayın Cumhurbaşkanımız ve eşi hanımefendinin tarafsız olmasını beklemek hem hayalciliktir hem de insan doğasına aykırıdır. Elbette bir dünya görüşü, düşüncesi, fikir sistematiği olacaktır. Her cumhurbaşkanını Sayın Demirel gibi beklemek haksızlıktır. O, nev-i şahsına münhasır ve tekrarlanmayacak bir durumdur. Ve işte bir adım daha ileri gidip şöyle diyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız bu tür sevdiği kanalların, toplantıların aktif katılımcısı olmakla beraber, masumluğuna inandığı her kim ise affına imza atmakla birlikte, sevmediklerini, hoşlanmadıklarını da açıkça ifade etmeli ve bunu yaparken lafı dolandırmamalıdır. Örneğin 'dogma ve boş inanç'tan neyi kastettiğini alenen söyleyebilmeli ve söylediklerini savunabilmelidir. Sezer'i beğendiği bir kanalın resepsiyonuna katılıyor diye eleştirmek son derece yanlış ve insafsızcadır. Masumiyetine inanıp affettiği teröristten dolayı kınamak da doğru değildir. Zira doğru inandığını yapmıştır ve yapacaktır. Elbette herkes Kanaltürk ve sahibinden hoşlanmak zorunda değildir. Samimi yahut değil bilemeyiz; ama Kanaltürk kendince bir yayın politikası uygulamakta, televizyonculuk ile siyasetin arasındaki tüm çizgileri silip, 'siyasi muhalefet' içerikli yayıncılığı kendine misyon edinmektedir. Bunun ne kadar 'medya etiğine', ne kadar 'televizyonculuğa' uygun olup olmadığına meslek otoriteleri karar verebilir ancak. Fakat biz sıradan vatandaşlar ve Sayın Cumhurbaşkanımız da bu kanalı sevip/beğenmeme özgürlüğüne sahip olmalıyız, diye düşünmekteyim. Ve hatta biraz olmayana ergi geliştirip, Sayın Sezer'in emekliliğinden sonra bu kanalda program yapmasının, bugünkü konumundan dolayı açıkça ve gönül rahatlığıyla ifade edemediği birtakım gerçeklerini kamuoyuna duyurmasının yararına inanmaktayım. Zira inanıyorum ki, ancak o zaman bu ülkede tekrar demokrasi dışı maceralar yaşanmaz ve 28 Şubat türü tiyatrolara sahne olmaz. Zira görevde kaldığı süre içinde, içindekileri yutup, düşüncelerini bastırıp, emekli olduğu gün 'dan dun' saydıran, emekliliği sonrasında sağda solda atıp tutan devlet büyüklerinden artık gına geldi. Madem Tuncay Özkan sayesinde artık TV kanalları da bir siyasi parti platformu gibi kullanılabilmektedir, neden siyaset mücadelesi buralarda devam etmesin ki? İlla sinsice ve kural dışı mı olmak zorunda? Şahsen Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Sayın Hulki Cevizoğlu'nun beraber hazırlayacağı Ceviz Kabuğu programının hem ülke için yararlı hem de küçümsenmeyecek reyting alacağını düşünmekteyim.
|