Anasayfa arrow Satır Arası arrow Tefekkür Dünyamız arrow Haram Lokma Endişesi İnsanı Titretmelidir
E-posta

Haram Lokma Endişesi İnsanı Titretmelidir

Fethullah Gülen, Zaman, 14.07.2006

 

İnsanın yediğine ve içtiğine dikkat etmesi gerektiğiyle alakalı çokça irşad ve ikaz yapılmıştır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), haram lokmadan gelişen bir insanın vücudundaki etin ancak cehennemle temizleneceğini ifade buyurmaktadır.

Bu sebeple haram lokma mevzuunda başta Ashab-ı Kiram olmak üzere bütün Allah dostları azami derecede hassasiyet göstermişlerdir. Hazreti Ebû Bekir, kendisine her gün yemeğini getiren hizmetçisine, her defasında yemeği nereden getirdiğini, hangi yolla tedarik ettiğini sorardı. Bir defasında sormayı unutur. İhtimal uzun zamandır açtır. Lokmayı ağzına koyduktan sonra aklına gelir ve hizmetçisine yemeği nereden temin ettiğini sorar. Hizmetçisi şöyle cevap verir: “Ey Allah’ın peygamberinin halifesi! Ben cahiliye devrinde arraflık (gaipten haber veren, kâhinlik, falcılık) yapıyordum. Halk bunun karşılığında bana para veriyordu. O dönemlerde yaptığım arraflıktan dolayı birisinden alacağım vardı. Onu aldım ve bu yemeği onunla yaptım.” Bunu duyan Hazreti Ebû Bekir’in birden rengi atar, elini gırtlağına kadar götürerek midesinde ve gırtlağında bulunan şeyleri dışarıya çıkarır. Onun bu hassasiyetini gören sahabi, “Ey Allah’ın Peygamberinin halifesi! Bu kadarı fazla değil mi? Ne diye kendine bu kadar ızdırap veriyorsun?” diye sorar. Bunun üzerine Hazreti Ebû Bekir şöyle cevap verir: “Ben Allah Resûlü’nden işittim. O (sallallâhu aleyhi ve sellem) vücudunda bir tek haram lokma bulunan bir insanın ancak cehennemle temizleneceğini buyurmuştu.”

Hakkımı helal ederim; ama bir şartla

Hekimler, hamile kalan bir kadına rahatlatıcı ilaçların verilmemesini, çünkü bu tür ilaçların gelişmekte olan ceninin maddi yapısına tesir ettiğini, az bir nisbette de olsa bir kısım uzuvlarının bozulmasına yol açabileceğini söylemektedirler. Bu risk ihtimaline binaen hamile kadınlar çocuklarının sıhhati için o ilaçları almazlar. Aynen bunun gibi Abdulkadir Geylâni, İmam Şazeli, Şah-ı Nakşibendi gibi mana âleminin sultanları, tecrübeleriyle haram lokmanın insanlar üzerinde menfi tesir icra ettiğini ifade buyurmaktadırlar. Onlar bu sahanın hekimleri olarak bize, yenilen haram lokmaların doğacak çocukta bir kısım zararlara yol açtığını söylemektedirler. Bu, yüzde bir ve yüzde iki nispetinde dahi olsa herkes bundan tir tir titremelidir.

İmam A’zam Ebû Hanife Hazretleri’nin babası olan Sabit’in harama karşı büyük bir hassasiyeti vardı. Onunla alakalı şöyle bir menkıbe anlatılır: Sabit Hazretleri bir gün abdest almak için bir dere kenarına gelir. Suda bir elma görür. Abdestten sonra suda çürüyüp gidecek olan bu elmayı alıp yer. Fakat tükrüğünde kan görür. Şimdiye kadar böyle bir hal görmediği için tükrükteki kanın bu elmadan ileri geldiğini tahmin eder. Yediğine pişman olur. Elmanın sahibini bulup helalleşmek için dere boyunca gider. Adamı bulur. Adam hakkını helal etmesi için bir şart koşar ve “Benim kör, sağır, dilsiz ve kötürüm bir kızım var. Onu görmeden evlenmeye razı olursan o zaman elmayı sana helal edebilirim.” der. Sabit Hazretleri ahirete kul hakkıyla gitmemek için bu teklifi kabul eder. Düğün hazırlığı yapılır. Sabit Hazretleri’nin ilk gece odaya girmesiyle çıkması bir olur. Hemen kayınpederine koşup, “Bir yanlışlık var galiba, içeride sizin bahsettiğiniz vasıflarda bir kız yok.” der. Kayınpederi tebessüm ederek, “Evladım, o benim kızımdır, senin de helalindir. Ben sana kör dediysem, o hiç haram görmemiştir. Sağır dediysem, o hiç haram duymamıştır. Dilsiz dediysem, o hiç haram konuşmamıştır. Kötürüm dediysem, o hiç harama gitmemiştir. Var git helalinin yanına, Allahu Teâlâ mübarek ve mesud etsin.” der. İşte bu evlilikten, yani böyle bir anne ve babadan İmam Azam Ebû Hanife Hazretleri dünyaya gelir.

Allah Resûlü bir hadis-i şeriflerinde mana olarak şöyle buyurmaktadır: “Helal ve haram birbirinden ayrılmıştır. İkisinin ortasında hükmü beyan edilmeyen şüpheli şeyler vardır. Müttaki ve zahid odur ki, bu şüpheli şeylerden sakınır. İnsan, tıpkı hudutta koyun güden bir çoban gibi veya her an başkasının sınırına geçmekle karşı karşıya, mayınlı tarlada gezen bir insan gibi titiz ve hassas olmalıdır. İnsanda bir çiğnem et vardır. Bu et sağlam ve sıhhatli olduğu zaman vücut sıhhatli olur, fesada gittiği zaman da bütün vücut bozulur. Dikkat edin bu, kalbdir.”

Binaenaleyh bu hadisten işari yolla bir hüküm çıkaracak olursak, insanın kalbi, kalbin pompaladığı kan, mai hayatı vücuda püskürtürken bunun helal olması, bütün cesedin sıhhatinin teminatı ve garantisi, püskürttüğü kanın haram olması cesedin fesadı olacaktır. Allah, neslimizi helalle pâyidâr eylesin.

 

 

Okunma: 382
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi