Anasayfa arrow Satır Arası arrow Tefekkür Dünyamız arrow Giderken Yoldan Dönenler
E-posta

Giderken Yoldan Dönenler

Fethullah Gülen, Zaman, 26.05.2006

 

Allah’ın kendisine hidayet ihsan ettiği bir mümin henüz bir imtihana tabi tutulmamış ve bir kısım dünyevî mülahazalara dalmamışsa, fevkalâde bir aşk ve şevkle vazifelerini yerine getirir.

Ne var ki, bir süre sonra şevk, yerini bedbinlik ve karamsarlığa; canlılık da atâlete bırakabilir.

Burada hemen şunu da ifade etmeliyim ki, bu durum herkes için söz konusu da değildir. İmanla şereflendiği ilk günkü aşk ve heyecanını sonuna kadar koruyan pek çok insan vardır. Eski devirlerden de bunun pek çok örneğini göstermek mümkündür. Mesela Hazreti Nuh’un yanında yerini alan kimseler, her zaman yerlerini koruyarak gemiye bininceye kadar onunla beraber olmuşlardır. Çocukluğundan itibaren her zaman Hazreti Musa’nın yanında bulunan Hazreti Yûşâ b. Nûn, daha sonraki yıllarda Hazreti Hızır’la olan beraberliğinde, Tîh sahrasında kırk sene İsrailoğullarının kalbî ve rûhî hayata yükseltilmeleri için gösterilen gayretlerde ve Amelikalılara karşı verilen mücadelelerde hep Hazreti Musa’nın yanında olmuştur.

“Onlar, Ben’i bilenler değil”

Bununla birlikte zamanla şevkini kaybeden, bir mânâda huzurla müşerref olduğu halde geriye dönenler de az değildir. İsrailiyattan olmakla beraber derin bir hakikati ders vermesi bakımından Hazreti Musa’nın başından geçen şu hâdise oldukça dikkat çekicidir: Hazreti Musa, kendisinden Tevrat’ı dinleyen, yıllarca arkasından koşan bazı kimselerin, zamanla geriye dönüp dağıldıklarını, dünyevi şeyler karşısında çözüldüklerini görür ve bu manzara karşısında üzülür; üzülür zira peygamberliğine inanan bazı kimseler onu terk edip yürüdükleri yoldan geriye dönmektedirler. Hazreti Musa inkisar içinde ve bu işin hikmetini öğrenme sadedinde Cenâb-ı Hakk’a şöyle bir soru sorar: “Ya Rabbi! Nasıl oluyor da bir insan Seni bilip öğrendikten sonra geriye dönebiliyor..?” Bunun üzerine Cenâb-ı Hak ona şöyle buyurur: “Ya Musa! Onlar gerçekten Ben’i bilenler değil, gelirken yoldan dönenlerdir.”

Evet, her dönemde bu şekilde yollarda dökülüp kalan pek çok insan olmuştur. Bunlar, tamâ, makam-mansıp sevdası, korku, tenperverlik, kalb ve ruhu maddiyata kaptırma gibi düşüncelerle yolda takılıp kalmış ve gerisin geriye dönmüşlerdir. Bu sayılan hususlar, her devrin insanı gibi günümüzün hizmet insanları için de söz konusudur.

Yolda bırakan sebepler

İnanan insanları Hak rızası istikametinde yürüdükleri yolda pek çok engel beklemektedir. Özellikle günümüz Müslümanlarını bekleyen muhtemel tuzaklar şunlardır:

1- Neticesi sadece ve sadece Allah rızası olan bu kulluk yolculuğunda makam-mansıp sevdası, korku, rahat düşkünlüğü gibi hastalıklara yakalanmak ve kalbini maneviyatla donatması gereken yerde maddiyata ve dünyevi hesaplara kaptırmak. Bu düşünceler üzerinde hiçbir gölgenin olmaması gereken o samimi gayretleri lekelediği gibi maksadın aksiyle tokat yemeye de sebep olur.

2- Örnek olma konumunda olan öndekilerin kendi aralarında fikri ihtilaflara düşmeleri. Bu çok önemli bir husustur; zira önde bulunanlar arasındaki düşünce ihtilafı, arka saflarda bulunanların ümitlerini sarsar, yıpratır ve onların geriye dönmelerine sebebiyet verir. Bundan dolayıdır ki, önde yürüyenlerin çok kararlı olmaları fevkalâde önemlidir.

3- Yapılacak işlerde istişareye ehemmiyet verilmemesi. Allah rızası için yapılacak iş ve hizmetler, evvela çok iyi istişare edilmeli, iyi-kötü rizikoları ve faydaları nazar-ı itibara alınarak çok iyi planlanmalıdır. Yani herhangi bir dünyevi iş gibi o işin teknisyenleri tarafından her şey çok iyi gözden geçirilmeli, mutabakat sağlanmalı ve sonra teşebbüs edilmelidir. Bu mevzuda kesinlikle herhangi bir kusur yapılmamalıdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir işin başlangıcında sebeplere riayette kusur etmemeyi talim maksadıyla mescide devesini bağlamadan girip “Allah’a tevekkül ettim.” diyene: “Önce deveni bağla sonra tevekkül et!” buyurarak bu hakikati ifade etmiştir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) bununla şöyle demektedir: Bütün zarar yollarını tıkayıp kâr yollarını açtıktan sonra işe koyul ki, neticede kaderi tenkit etme. İşin başında esbaba riayette kusur etme ki, sonunda da “keşke!” demeyesin.

Netice itibariyle diyebiliriz ki, şayet Hak yolunda hizmet kervanı içinde dökülen insanlar varsa, öncelikle bunlar bu meseleyi çok iyi hesap edememiş ve sonra da dayanmasını bilememiş, darılmış, geriye dönmüş kimselerdir.

 

 

Okunma: 281
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi