Anasayfa arrow Satır Arası arrow Ahmet Kurucan arrow Zıtlıklar arenası ve din özgürlüğü
E-posta

Zıtlıklar arenası ve din özgürlüğü 

Ahmet Kurucan, Zaman, 20.02.2007

 

Image'Ne dersiniz; çektiğimiz bunca sıkıntı yetmez mi? Verdiğimiz ölü sayısı meydanda. Harcadığımız para ortada. Yeter artık. Ortadoğu'yu bütünüyle otopark yapmaya ne dersiniz?' Tesettürlü Müslüman kadının hissiyatını daha iyi anlayabilmek için 28 tane Amerikalı bayan, bir günlüğüne tesettüre bürünerek normal yaşamlarına devam ediyorlar.

Tesettürün yanında gün boyunca içki kullanmayan, domuz eti yemeyen bu insanlar, günün bitiminde düzenlenen bir panelde, panele katılan Müslüman ve gayrimüslim kişilere hissiyatlarını anlatıyorlar. "İlk elden böylesi bir tecrübe yaşamadan Müslüman bayanın tesettürlü haliyle ne hissettiğini anlamanız mümkün değil." diyor birisi. Bir diğeri; "çirkin, bayanı rahatsız eden erkek bakışlarının daha az olduğunu" söylüyor. Bir başkası ise, "Tesettürle kendinizi saklamıyorsunuz. Mahcup da hissetmiyorsunuz. Tam aksine kendine güvenen, onurlu, şerefli bir insanın duyguları hakimdi bende."

Arkansas'ta trafik ihlali nedeniyle polisler tarafından durdurulan tesettürlü bir bayan hiç umulmadık bir soruya muhatap oluyor. Soru şu: "11 Eylül'de ikiz binaları uçuran teröristlerle bir bağlantın var mı?" Sonra arabasının her tarafını araştırıyorlar. Arka bagajda Arapça yazılı bir kitap görür görmez, ne olduklarını bilmedikleri bu kitabı suç unsuru olarak değerlendirip, bayanı ileri sorgulama için polis merkezine götürüyorlar. Bayanın sonradan İslam dinini tercih etmiş Amerikalı olması ve sağduyulu amirlerin varlığı ile olay ilk etapta çözülüyor. Ama kendisine yapılan bu muameleyi hazmedemeyen Amerikalı Müslüman bayan, hadiseyi hukuka intikal ettiriyor. Mahkeme ilk celsede soruşturma ve araştırmanın selameti için polisi, 'şimdilik' kaydıyla görevden alıyor. İlerleyen safhalarda ne olur, hep birlikte göreceğiz.

Bush'a verilen özgürlük ödülü...

New Jersey'de bir camiye mektupla gönderilen tehditler var. Bu tehditler, günün belli saatlerinde telefonla da yapılıyor. Mektuptan seçme ifadelerle işin mahiyeti şu: "Siz bizim ülkemizi perişan ediyorsunuz. Hepiniz öleceksiniz. Bütün Müslümanlara ölüm!"

"30 yıldan beri bu bölgede Türklerin, Müslümanların olduğunu hep duyarım. Ama şimdiye kadar bir tanesi ile dahi karşılaşmadım. İlk defa geliyorsunuz. Şimdiye kadar neredeydiniz?" Bu, bir yabancının bir Müslüman Türk ile 3 yıl önceki ilk karşılaştığındaki tepkisi. Ardından 3 yıllık münasebet, karşılıklı gelme ve gitmeler, Türkiye gezisine kadar uzanan muhabbet ve samimiyetin devamı ve o şahsın bugün geldiği nokta şu: Müslümanlar özelindeki yanlışlıklara, yanlış anlaşılma ve yorumlara, yanlış değerlendirmelere karşı toptan ve fiilen mücadele veren birisi. "Bu ülkede Müslümanlık da, insanlığın bugün sahip olduğu bütün maddi-manevi değerlere asırlar süren ve biz farkında olmasak da hâlâ devam eden medeniyetleri ile katkıda bulunan İslam dini de yanlış anlaşılıyor. Benim gördüğüm, duyduğum doğruların bu ülkede herkese ama herkese anlatılması lazım." Bunlar da o zatın ifadeleri. Size dört tane, birbirinden siyah-beyaz netliği içinde farklı, iki ayrı zıt kutupta yer alan misaller verdim. Misallerin her biri ABD'de halk seviyesinde yaşayan Müslümanlara karşı ya takınılan tavırlar, ya izhar edilen duygu ve düşünceler ya da karşılıklı münasebetin bizlere kat ettirdiği mesafe ile alakalı. Daha yüzlercesi, binlercesi var ve bunların hepsi de bu iki zıt kutup arasında gidip gelen misaller. Eğer siyasilerin, hükümet edenlerin, devlet politikasını belirleyip onu hayata geçirenlerin iç ve dış siyasette Müslümanlarla olan münasebeti, İslam coğrafyasına yönelik uygulamalarını soracak olursanız, o bahs-i aher.

Gördüğünüz gibi tek tip insandan bahsetmek mümkün değil. Önyargının, şartlanmışlığın, yanlış eğitimin insanı ister istemez götürdüğü düşmanlık duraklarında gezinen insanlar olduğu gibi, aynı atmosferde aynı eğitimi almış; ama bütün bu menfilikleri zihnen ve fikren aşmış, aşabilmiş kişiler de var. Zaten, Ortadoğu'nun bütünüyle otopark yapılmasını isteyebilen, bu düşüncesini bir radyo programında seslendirebilen kişi ile, bu tiplerle mücadele etmeye azmetmişlerin varlığı bunu göstermiyor mu? Aslında dünyayı din, dil etnisitelerine, coğrafi özellik veya kültür seviyelerine göre zihninde bölmüş, parçalamış, ayırmış ve kendisi/kendileri haricinde herkesi 'öteki' kabul eden ve menfaatlerine dokunduğunda onlar hakkında ölüm fermanı kesen radikal görüşlü kişiler her dinde, her millette, her kültürde vardır. Bizde de cihad fetvası çıkartıp Kur'an ve sünnetin aksine toptancı ve heptenci bir mantıkla 'bütün gayrimüslimlere ölüm' diyenler olmadı mı ve hâlâ yok mu?

Vak'ayı rapor kabilinden bir kesit sundum size ABD toplumundan. Bu yazıda yorum ve değerlendirme size ait. Az kalsın unutuyordum; Güney Baptistleri yıllık olağan kongrelerinde aldıkları bir kararla '2006 yılı dinî özgürlükler' ödülünü Başkan Bush'a vermeyi kararlaştırdı. Açıklanan gerekçede aynen tercüme ile "kendisinin imanla dopdolu dindar bir insan olması, ülkesinde herkese kendi dinlerini yaşama imkânı vermesi, Rusya ve Çin liderleri ile o ülkelerde yaşayan azınlıkların dinî özgürlüklerinin sağlanması hakkında konuşması ve İsrail devletini desteklemesi".

 

 

Okunma: 462
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi