Anasayfa arrow Satır Arası arrow Ahmet Kurucan arrow Şirket akitlerinde serbestiyet konusu
E-posta

Şirket akitlerinde serbestiyet konusu

Ahmet Kurucan, Zaman, 8.3.2007

 

ImageŞirketleşmedeki genel ve özel ahkamda kalmıştık. Kısaca ifade edecek olursak; fukaha, şirketleri mülk ve akit şirketi olarak ikiye ayırmıştır. Mülk şirketi ihtiyari ve cebri, akit şirketleri ise mufavada, inan, sanayi ve vücuh şirketleri olmak üzere dörde ayrılır.

Sermaye-emek ortaklığı anlamına gelen mudarabe şirketi ise müstakil olarak ele alınmıştır. Müzaraa, müsakat gibi ortaklıklarda ise görüş ayrılıkları vardır. Hanefilerin esas aldığı bu tasnif, diğer mezheplerde ebdan ve mufavazanın ilavesiye farklılık göstermektedir. Osmanlı uleması ise mesela Mecelle ile farklı bir tasnifi esas almıştır. Ona göre şirketler emval, amal ve vücuh/kredi olmak üzere üçe ayrılır. Görüldüğü gibi sadece şu tablo bile, şirket meselenin içtihadiliği hakkında bize tek başına bir fikir vermektedir ki; bu alan, şirketleri isimlendirme ve sınıflandırmadan, bağlayıcı olan ve olmayan özel şartlara kadar uzamaktadır. Akit; tarafların özgür irade beyanları ile bir meseleyi kabullenme ve taahhüt etmek üzere karşılıklı anlaşmalarıdır. Bu anlaşmanın en temel özelliği hukuki sonuç doğurmasıdır. Akitler aslı ve fasılları itibarıyla mutlaka meşru yani Kur'an ve sünnetin çerçevelediği alan içinde olmak zorundadır. Bu açıdan suç işlemek, fuhuş yapmak gibi İslam'ın cevaz vermediği şeyler üzerine yapılan akitler hiçbir anlam ifade etmez ve hukuki sonuç da doğurmaz.

Allah'ın maksadlarına aykırı düşmeyen her türlü akdin yapılabileceği hukukçuların kabullendiği bir gerçektir. Sınırlayıcı, belirleyici hiçbir şart ileri sürmeksizin Kur'an'da "akitlerinizi yerine getirin" ayeti ile İslam'ın temel değerlerine aykırı olmayan cahiliyye dönemi akitlerinin devamı konusunda Hz. Peygamber'in (sas) kavli, fiili ve takriri sünnetleri bu konuda en büyük delildir. "Örf ile tayin nass ile tayin gibidir." (Mecelle, mad. 45) "Şirket tüccarın örfüne göre mün'akit olur" (Kasani; 6/69) beyanları da meselenin ne kadar geniş bir alanda ele alındığını gözler önüne sermektedir. Söz bu noktaya gelmişken, çoktan beri kaleme almayı düşündüğümüz ve geçmiş yazılarla bir ölçüde zihnen altyapısını hazırladığımız noktaya sözü getirebiliriz; örnek bir şirket sözleşmesinin olmazsa olmazları. Böyle bir örneğin sunulmasının gerekçesi şu: Bugüne kadar tüccar ve esnaf kesimle olan bire bir yakınlığımız, çeşitli vesilelerle kısa veya uzun beraberliklerimiz, bizde bu türlü ortaklıkların uzun vadeli yürümediği şeklinde bir kanaat hasıl etti. Fiilen iştirak ile onlarca şirket anlaşmazlıklarında hakem veya arabulucu vasfıyla bulundum. Gördüm ki şirket ortaklarında başta var olan karşılıklı güven, yazılı bir metin ile kayıt altına alınmıyor. Bu nların kayıt altına alınması, şahitler tutulması, anlaşmazlık doğuracak mevzuların baştan karara bağlanması gibi hükümler ve tavsiyeler her nedense kale alınmıyor. Tabii bu boşluk şirketin başarısı veya başarısızlığı durumunda tartışmalara sebebiyet veriyor. Dünün yediği-içtiği ayrı gitmez dostları, üç kuruşluk dünya menfaati adına birbirine kanlı-bıçaklı düşman oluyor. Çünkü Kur'an'ın "Nefisler menfaatlerine düşkün yaratılmışlardır" (Nisa, 4/128) beyanıyla açığa vurduğu menfaatlerine düşkün beşer fıtratı devreye giriyor. Hayırlı işlere mani olmayı vazife edinmiş şeytan, kendini bir şekilde gösteriyor. Bütün bu olumsuzlukları önleyebilmenin, sıfıra indirgenemese de azaltmanın yollarından en birincisi şirketin kuruluşu, işleyişi ve feshine kadar hemen her şeyin kayıt altına alındığı bir sözleşmedir.

 

 

Okunma: 280
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi