Anasayfa arrow Satır Arası arrow Tefekkür Dünyamız arrow Borç verme mecburiyeti
E-posta

Borç verme mecburiyeti  

 Ahmet Kurucan, Zaman, 22.03.2007

 

ImageHayır, hiç kimse bir başkasına borç vermeye mecbur tutulamaz. Çünkü karşılıksız borç verme yapana sevap, yapmayana günah kazandırmayan nafile bir ameldir. Bir fazilettir, bir erdemdir; ama farzlar mesabesinde bir yükümlülük değildir inanan insan için.

Hele bu zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için kısa vadeli, küçük meblağlı değil de, tamamıyla üretim amaçlı, sermaye sıkışıklığını gidermek için uzun vadeli ve yüksek meblağlı bir borç ise daha kesin bir ifadeyle, hiçbir şekilde borç verme mecburiyetinden söz edilemez.

Tahmin ettiğiniz gibi yukarıdaki kasdımızı çok net bir şekilde ifade ettiğine inandığım cümleler, bir soruya cevap niteliğinde. İster şirketinin, fabrikasının kuruluşunda sermaye darlığını aşmak, ister ticaretin herhangi bir aşamasında nakit ihtiyacını karşılamak, iş hacmini genişletmek veya iflastan kurtulmak vb. sebeplerle çare arayışı içinde bulunan kişiler, imkânları yerinde olan kişilere giderek karşılıksız borç talebinde bulunabiliyorlar. Amaçları ya bankaya giderek faize bulaşmamak ya da masrafsız bir şekilde ihtiyacını karşılayabilmek. Söz konusu ihtiyacın insani yaşam için zaruriyat sınırını aşan mahiyet arz etmesi, borç için kendilerine müracaat edilen bazı kişilerin zihninde, "mecbur muyuz" kelimesi ile özetlenebilecek sorunun doğmasına neden oluyor.

Bunun cevabını başta verdik. Ama açılım isteniyorsa şunlar söylenebilir: İslam hukukunda borçlar 'adi karz' ve 'ticari karz' diye ikili bir ayırıma tabi tutulmamıştır. Hukukun tedvin edildiği dönemlerde böylesi bir ayırım düşüncesi ihtimal akla bile gelmemiştir; zira yaşanılan sosyal, siyasal ve ekonomik şartlar böyle bir şeye ihtiyaç duymamaktadır. Dolayısıyla muhtaç ve muztar durumda kalan kişilerin zaruri ihtiyaçlarını borç vererek karşılamak için vaz' edilen ahkam, yapılan kavli ve fiili teşvikler, soruda görüldüğü gibi günümüz insanı tarafından ticari karzları da içine alacak şekilde değerlendirilmektedir. Tabii bu da İslam'ın adalet anlayışından, ekonomik sistem adına getirdiği genel-geçer değerlere kadar uzayan haksız ve yersiz tenkitlere kapı açmaktadır.

Tekraren belirtecek olursak; karşılıksız borç vermeyi ifade eden ayet ve hadisler, evvelemirde zaruri ihtiyaçları karşılamaya yönelik alanı kapsamaktadır. Zekat ve sadakanın varlığı, ödeyememe durumunda borcun hibe edilmesi, bu türlü yardımların Allah'a ödünç verme şeklinde teşbihi, "sadaka on katıyla mükâfatlandırılır; ama iyi niyetle borç verme on sekiz katı ile" hadisi ve daha yüzlerce beyan ve uygulama hep bu alanı çerçevelemektedir. Mezkur hadiste aradaki sevap farkının nedenini Cebrail (as) şöyle açıklar: "Çünkü dilenci yanında olduğu halde dilenir, diğeri ise muhtaç olduğu için borçlanır."

Ticari karza yani üretim kredisi diye adlandırabileceğimiz borca gelince, İslam bu hususta müntesiplerini muhayyer bırakmıştır ve genel prensip olarak ya karşılıksız borç verme veya en geniş manada kâr ve zarar ortaklığını esas alan ortaklaşa iş yapmasını önermiştir.

Ama bütün bunlara rağmen, istenilen borcun ticarette, üretimde kullanılacağını bilerek, birisinin bir başkasına yardım etmesine hiç kimsenin diyeceği bir şey olmamalıdır. Bunu "O insan benim paramla zengin olacak, ben sadece sevapla mı yetineceğim? Varsın iflas etsin, belki hakkında o hayırlıdır!" tarzında bir itiraza mesnet olarak görmemelidir.

Bunlar materyalist, pragmatist bir gözlükle bu dünya hayatına bakan, ukbayı, ahireti, mükâfat ve mücazatı, cennet ve cehennemi bütün bütün unutan kişilerin ancak söyleyebileceği türden düşüncelerdir. Eğer bir insan, meblağ ne kadar yüksek olursa olsun, bir dostunun, bir arkadaşının, bir Müslüman'ın sıkışıklığını elindeki mevcut imkânlarıyla gideriyor ve bundan dünya hayatı adına büyük bir haz, ahiret hayatı adına da kurtuluşuna vesile görüyor ve bununla Allah'ın rızasını murat ediyorsa, kime ne? Aksi halde bizim Winston Churchill'in deyişiyle "Batılıların dost ya da düşmanları yoktur, sürekli çıkarları vardır." sözüyle anlattığı, şahsi menfaatlerinden başka hiçbir şey düşünmeyen bazı Batılılardan ne farkımız kalır ki?

Siz ne diyorsunuz?

 

 

Okunma: 454
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player


 ListeNur.de - islami siteler listesi