Anasayfa arrow Satır Arası arrow Tefekkür Dünyamız arrow Rasûlullah Sevgisi (s.a.v.) ve Çocuklarımız
E-posta

Rasûlullah Sevgisi (s.a.v.) ve Çocuklarımız

Bayram Kusursuz, herkul.org, 23.04.2007

 

Image80’li yılların ortalarıydı. Orta 3. sınıftaydım. Manisa’da oturuyorduk. Birgün elime bir kitap geçti. Kitap, orman işleri müdürü bir beyefendinin babama hediyesiydi. 2 cilt halindeki bu kıymetli eser belki o birkaç yıl elimden pek düşmedi. Döne döne okuduğumu, her gece âdetâ onunla uykuya daldığımı bugün gibi hatırlıyorum. Sonraları, bu kitabı bize hediye eden bu zâta çok dua ettim.

“Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı” adlı bu eser, Salih Suruç’undu. Gerkçekten hâlâ tadı damağımda olan bir kitap. Zaman zaman hâlâ göz atarım. Efendimizi bu kadar güzel anlatan bir eseri, o zamana kadar ilk kez görmüştüm. Zannediyorum belli yönleriyle hâlâ aşılamadı. Tabii o kitabı biraz daha güzelleştiren, Risâle-i Nûr endeksli olmasıydı. Efendimizin hayatını işlerken sade bir dille Nurlardan çok istfade edilmişti.

Bu kutlu doğum günlerinde yapabileceğimiz en güzel şeylerden birisi de, Efendiler Efendisi’ni tanıtan bu tür güzel bir eseri herhangi bir çocuğa hediye etmektir. İnanın bu konuda insanlar çok açtırlar. Hele hele günümüzde bu konuda epeyce kıymetli çalışma da bulmak mümkündür. Bu konuda kıymetli insan Reşit Haylamaz’ın “Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz” adlı eseri gerçekten çok önemli bir boşluğu doldurmuştur.

Allah Rasûlü’nü (Aleyhisselâm) sevmek, dinimizin en temel esaslarından biri. Bu sevgi olmadan hiçbir kimsenin imanı tam sayılamaz. Bir büyüğümüzün buyurduğu gibi, “O’na uğramadan Allah’a ulaşılamaz.” Bu konuda hiçbir tereddüt yok. Zira Rasûlullah Sevgisi ile Allah Sevgisi birbirinden ayrılmaz iki bütündür. Çünkü Efendimiz, Yüce Yaratıcı’nın Habib’i, Rasûl’ü, seçip gönderdiği Biricik Peygamberi’dir. Bu yüzden, yavrularımıza Efendimiz’i anlatma meselesi, günümüzde, her bir müslümanın en önemli derdi olmalıdır. Bu yönde ciddi çaba sarfetmek gerekiyor. Ki bu sevgi onların mini-minnacık kalplerinde kök salsın, sökülüp atılamaz bir hal alsın. Ve o masum yürekler, hayat boyu bu minval üzere yol alsın. Öncelikle Rasûlullah Sevgisi’nin dindeki yerine özetle bakacağız:

Birkaç rivâyet: “Selâsün men künne fîhi vecede halâvete’l-îmân” diye başlayan bu meşhur hadiste Allah Resûlü, “Üç şey vardır ki, bu özellikler kimde varsa o kimse îmânın tadını tatmıştır: (Bir): Allah ve Rasûlü’nün o kimseye herşeyden daha sevimli olması. (İki): Bir kimseyi severken sadece Allah rızası için sevmesi. (Üç): Allah, onu küfürden kurtardıktan sonra imandan tekrar geri dönmeyi ateşe atılmak gibi kerih görmesi.” Bir başka rivâyet: “Sizden hiçbiriniz, Ben kendisine anne-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça tam iman etmiş olmaz.”

Bir başka rivâyette de, “Biz Allah Rasûlüyle beraberdik. Efendimiz, Hz. Ömer’in (ra) elinden tutmuştu. Hz. Ömer dedi ki: “Yâ Resûlallah, Sen bana, kendim hariç herşeyden daha sevimlisin.” Bunun üzerine Allah Rasûlü, “Allaha yemin ederim ki, Ben sana, kendinden de sevimli olmadıkça olmaz yâ Ömer!” Bunun üzerine Hz. Ömer: “Ya Resûlallah! Şimdi Sen bana herşeyden daha sevimlisin, buna nefsim de dahil” deyince “İşte şimdi oldu yâ Ömer!” buyurdular.

Buhârî ve Müslim’in rivâyetine göre: “Allah Rasûlü’ne bir zât geldi ve “Ey Allah’ın Resûlü, kıyâmet ne zaman kopacak?” dedi. Efendimiz: “Onun için ne hazırlık yaptın ki!” dedi. O zât: “Yâ Resûlallah, onun için öyle uzun boylu bir hazırlığım yok. Ancak bendeniz Allah ve Resûlü’nü çok seviyorum.” deyince, Efendimiz şöyle buyurdu: “el-Mer’u mea men ehabbe/Kişi sevdiği ile beraberdir”. Enes diyor ki: “Allah Rasûlü’nün hiçbir sözü bizi bu kadar sevindirmedi. Ben ki, Allah Rasûlü’nü, Ebû Bekir’i, Ömer’i çok seviyorum. Ve inşaallah diliyorum ki ahirette onlarla birlikte haşrolurum, her ne kadar onlar gibi amelim olmasa da.”

Bu konuda iki âyet: “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise, o halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin! Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.” (Tevbe, 24) “ De ki (Ey Muhammed!): Şayet Allah’ı seviyorsanız Bana uyun ki Allah da sizi sevsin. Günahlarınızı bağışlasın. Allah Gafûr ve Rahîm’dir.” (Âl-i imrân, 64).

Peki Peygamber Sevgisi’ni yavrularımıza nasıl aktarabiliriz?

Hiç şüphesiz anne-babalara düşen en önemli görevlerden biri, birtakım kuralları gözeterek Allah Rasûlü’nü küçüklere tanıtıp sevdirmektir. Bu konuda onlarca yol ve yöntemin yanında, kısaca şu metotları da izleyebiliriz:

1- Kur’ân-ı Kerim’in, O’nu (Aleyhisselâm) bize tarif edişini bir şekilde çocuklara aktarma gayreti içinde olmalıyız. Meselâ Kur’an: “Biz seni ancak müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” (Furkan, 25/56) buyuruyor. Allah Rasûlü mübeşşirdir, münzirdir, sirâcü’l-münîr’dir, misbâh’tır, ki Rabbimiz O’nunla bütün âlemleri hidayete erdirmekte, zulümâtlardan aydınlığa çıkarmaktadır. Bu konuda, Muhittin Akgül Beyefendi’nin “Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Muhammed” vb. eserlerden istifade edilebilir.

2- O’nun her yönüyle rehber/kudve olma yönünü, çoluk-çocuğumuza (veya öğrencilerimize, veya O’nu bilmeyenlere) bir şekilde aktarmamız gerekmekte. O (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) her konuda biricik rehberdir. En güzel baba, en güzel dede, en güzel örnek, en büyük kumandan, en önemli devlet adamı, en muhteşem hatip O’dur… Dünya ve ahirette kurtuluş ve felâh isteyen herkese her konuda önderdir. O’na tutunan yarı yolda kalmaz. Bu konuda bilhassa “Sonsuz Nur” adlı eserden istifade edilebilir.

3- Çocuklarımıza, Allah Rasûlü’nü neden sevmemiz gerektiğinin cevabını iyi vermeliyiz. Tabii ki her noktada olduğu gibi bunu da onların anlayacağı bir dille aktarmalıyız. Onlara, her akıllı kişinin O’nu muhakkak sevmesi gerektiğini, O’nu seveni Rabbimizin seveceğini, O’nun da kendini sevenleri çok seveceğini anlayacakları bir lisanla bildirmeliyiz. Çünkü O zât (Aleyhisselâm), bütün insanlağın hidayet ve kurtuluşu göreviyle yeryüzüne gönderilmiştir ve inşallah Allah’ın lütfuyla bunu başarmıştır, başarmaya devam etmektedir, O’nun izinden giden günümüz kudsilerinin eliyle…

4- O’nun Allah katındaki yüce makamını, üstünlüğünü tekrar tekrar anlatmak gerekiyor. Ayrıca O’nun diğer Peygamberler arasındaki şerefli yeri... Dahası, kıyâmet günü O’na bahşedilen ayrıcalığı, şefaatla serfiraz kılanması. Cennetteki yüce makâmı... Bir hadiste: “Diğer Peygamberler üzerine 6 konuda üstün kılındım: Bana cevâmiu’l-kelim verildi, (Yani az ve öz sözle çok şey anlatmak, vecîz, belîğ, fasîh olmak). Bir aylık mesafeden düşmanlarımın yüreğine korku salmakla desteklendim. Ganîmetler Bana helâl kılındı. Yeryüzü Bana tertemiz bir mescit oldu. Bütün insanlara gönderildim. Peygamberlik müessesesi benimle bitti.” hadisi ve O’nun ayrıcalığını anlatan bazı konular ele alınabilir.

5- Başta Hz. İbrahim ve Hz. İsa (as) olmak üzere geçmiş Peygamberlerin onunla ilgili müjdeleri, açıklamaları, ona olan sevgileri… O’nu, İsra ve Mi’raç olayında karşılamaları, Onunla görüşmeleri, bir yönüyle hepsini kapsayan bir peygamber olması, İslâm’ın diğer dinleri neshetmesi, bütün hayırları kendi Zât’ında toplaması, bütün faziletlerde biricik olması… anlatılmalıdır. O’na uymanın öneminin aktarılması (iktida/ittiba), sünnetin tarif edilmesi… Bütün bunlar, tabii ki basitleştirilmiş olarak tekrar be-tekrar vurgulanmalıdır.

Bu kudsî sevgiyi aşılarken hangi argümanları kullanabiliriz?

Efendimizin mucizelerini hikayemsi bir üslupla aktarmalıyız. O’nun mükemmel ahlâkını, mazlumlara yardım etmesini, fakirlere şefkatini, yetimlere karşı hassasiyetini özellikle vurgulamalıyız. Yufka yürekli oluşunu, rahmetini, ağlamasını, en önemli duasını ahirette kullanmayı tercih etmesini ve bunun da şefaat meselesi olduğunu bildirmeliyiz. Zira şöyle buyuruyor: “Her nebinin muhakkak kabul gören önemli bir duası vardır. Her peygamber bu hakkını kullanmada acele etmiştir. Bense bu hakkımı ümmetime şefaat şeklinde tezahür etmesi için ahirete sakladım.” O ki her zaman “ümmetî ümmetî!” diye inlemiştir. Sırat’ın başında duracak ve kötü durumda olan ümmetine biiznillâh yardımcı olacaktır. O gün ki, diğer nebiler dâhil herkes “Allahümme sellim!-Allahım kurtar!” diye inlemektedir. Böyle kritik bir noktada O, ümmetini kurtarma azmi ve iştiyakıyla gözyaşı dökmektedir. Hayat-ı seniyye’lerinde bir keresinde ağlıyorlardı. Ashabı sorar: “Neden ağlıyorsunuz Efendim?” Cevâben: “Kardeşlerimi özledim!” der. “Biz Senin kardeşlerin değil miyiz yâ Resûlallah!” denince de “Kardeşlerim, Beni görmeden Bana iman eden kimselerdir” buyurur. Bizim O’nun ashabı olma şansımız yok. Ama Onun ashabını sevebilme gibi yüce bir makama erme ve ayrıca “Kardeşlerim!” iltifatından istifade etme ihtimâlimiz vardır.

Ayrıca, Ashabı onu nasıl seviyorlardı, bu konu da güzelce izah edilmelidir. Onlar, Onun yolunda kendilerini feda etmekten çekinmiyorlardı. “Sonsuz Nur” her üç cildiyle bu gibi misâllerle doludur. Hz. Sümeyra, Hz. Hubeyb, Hz. Nesîbe, Hz. Mus’ab ve daha binlercesi… Ayrıca, “Ezan Duası” vb. bazı hadis-i şerifleri çocuklara öğretip ezberletmek lâzımdır. Bir de sünnet’ini de anlatmak gerekir. Meselâ diş fırçalamak, yemekten önce ve sonra el yıkamak… İnsî ve cinnî şeytanlardan korunma adına bazı dualar da ezberletilebilir.

Ve.. en önemlisi; bütün bunları yaparken anne ve babanın, veya öğretmenin Hz. Peygamber Sevgisiyle (Aleyhisselâm) dopdolu olmaları, sünneti hassasiyetle yaşamaları gerekmektedir. Yoksa herşey havada kalır ve asla tesir icra etmez. Bir hak dostunun dediği gibi, terbiye ile ilgili kitap yazmak çok kolaydır. Ancak bu, yaşanmadığı takdirde sadece kağıtlarda yazılı birtakım karalamalardan ibaret kalır. Bunun yaşantıya geçirilmesi gerekir. Etkilemeli, duygularıyla ve bütün havassıyla ele almalıdır. Bunun için de başta herkes kendi zatında bu sevgiyi yaşamaya çalışmalıdır.

Anlatım esnasında çok muhtelif metotları denemek lâzımdır. Karşılıklı konuşma, soru sorma, yarışmalar yapma… Efendimizin hayat-ı seniyye’lerinden teşvik edici bazı kesitleri tablolaştırmak da önemlidir. Ayrıca, Allah ve Rasûlü’nü hoşnut etmenin önemi, bunun sevabı, kıyâmet günü bunun faydası, ötede O’na kavuşmak ve bu kavuşmanın güzelliği, havz-ı kevseri… iyi bildirilmelidir. “Allah korusun” Ondan ayrı kalmanın dünya ve ahiretteki zararları… Ve yine Rasûllullah sevgisini teşvik edici şiirler, ilâhiler, kıssalar, hutbeler, makâleler, mektuplar, yarışmalar da ihmal edilmemelidir. Son zamanlarda piyasaya çıkan “Yetim Kız” ve “Minik Dualar” gibi ilâhiler çocuklarımızı gerçekten mest etmiştir. Demek ki bu sahada ciddi bir ihtiyaç varmış. Bu konuda gayret gösteren sanatçılarımıza teşekkür ediyoruz. İnşaallah daha başka güzel çalışmalar da ortaya koyarlar.

Peygamber sevgisiyle alâkalı yüzlerce kitap okunduğu halde, neden Hocaefendi’nin bu konudaki anlattıkları tesir icrâ ediyor? Çünkü Hocaefendi, en başta kendisi O’nun sevgisiyle dopdoludur. Belki O, O’nun (Aleyhisselâm) sevgisiyle yaşamaktadır. O anılınca gözyaşı döker, Ashab Efendilerimizi anınca heyecanlanır ve insanı bambaşka âlemlere götürür. Ondaki tesirin en büyük kaynağı budur.

O’nu sevmek ve O’nun (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)  tarafından sevilmek dileğiyle…

 

 

Okunma: 506
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum Yaz
pencereyi küçült | büyüt

busy
 
< Önceki   Sonraki >

E-Posta Üyeliği

E-posta listemize kaydolmak için bu formu doldurmanız yeterlidir...






start Player

İlgili diğer yazılar:


 ListeNur.de - islami siteler listesi