Ahmed Bin Hanbel HazretleriMuhammed Aktaş, herkul.org Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şeriflerinde “Dünyanın müminler için bir hapis, inanmayanlar için de cennet olduğunu” buyurmaktadır. Dünyanın müminler için hapis olmasını, ister hapisteki insanların işkence çekmesi keyfiyetiyle ele alalım, ister hapiste olan insanların dünyevî birtakım arzularının önüne hapsin mani olması keyfiyeti ile ele alalım, neticede şu bir gerçek ki her iki durumda da hapis ehlinin sıkıntı çekmesi söz konusu. Prizma Müellifi’nin beyanları içinde beşer bazen haddini aşarak vazife-i asliyesinden uzaklaşmış bazen de her ne kadar inanmış olsa da dinin ruhundan uzaklaşınca Allahü Teâlâ onlara, onların içinden karanlık gecelerini aydınlatan kutlu insanlar göndermiştir. Fakat onların bu büyüklükleri yüce dinimiz İslâm için sıkıntı çekmeyi, fakr-u zaruret içinde yaşamayı beraberinde getirmiştir. Allahü Teala Hazretleri -tabiri caizse- onları kendi yolunda kurban olarak seçmiştir. Bu insanlar daha küçük yaşlarından itibaren alem-i İslâm’ın dertleri ile hemdem olmuşlar ve hayatlarını da Allah yoluna hizmet yörüngesinde tanzim etmişlerdir. İşte Allah yolunda, hizmette dur-durak bilmeyenlerden birisi de Ahmed bin Hanbel Hazretleridir. Ahmed bin Hanbel Hazretleri Hicri 164 yılında Bağdat’ta dünyaya geldi. Babası küçük yaşta vefat etmesinden dolayı onun bütün yükünü annesi Safiyye binti Meymûne çekmek zorunda kaldı. Ahmed bin Hanbel Hazretleri daha küçük yaşta iken Kur’an’ı ezberlemiştir. Zamanın ilim merkezi olan Bağdat’ta dünyaya gelmesi hasebiyle daha küçük yaşta kendisini ilim adamlarının içinde buluvermiştir. Kur’an’ı ezberledikten sonra sırasıyla Arapça’yı (dil kurallarına göre), Hadis’i ve Fıkıh’ı öğrenmiştir. Ahmed bin Hanbel Hazretleri ilk dersini İmam-ı Azam Hazretlerinin talebesi olan Ebu Yusuf’tan almıştır. Ebu Yusuf’tan fıkıh ve hadis dersi almıştır. İbni Hanbel ilimde çok yüksek bir yere sahip idi. Hadiste yüksek bir yere sahip olan İbni Hanbel Hazretleri hadisleri ezberlemekle kalmıyor zihnine daha iyi nakşetmek için yazıyordu. İlerleyen yıllarda Mekke ve Bağdat’ta İmam-ı Şafii ile görüşmüş ve ondan fıkıhta istinbat yoluyla fıkhi hükümlerin nasıl çıkarılacağını öğrenmişti. İbni Hanbel Hazretleri ilim için bütün İslam dünyasını dolaşır ve seyahatleri boyunca kitaplarını sırtında taşırdı. Kendisine bu durum ne zamana kadar devam edecek diye sorulduğu zaman o, “hokka ve kalem ile kabre kadar” derdi. Ahmed bin Hanbel Hazretleri Abbasi devleti zamanında yaşamış bir İslâm büyüğüdür. Devrinin Abbasi halifesi mâbeyn-i hümâyuna mutezile düşüncesine sahip ilim adamlarını getirmiştir. Devrin halifeleri mutezili düşünceye sadece kendileri bağlı kalmayıp aynı zamanda önde gelen ehl-i sünnet ulemasına da kendi fikirlerini kabul ettirmek istiyorlardı. Devrin halifesi Memun, İbni Hanbel Hazretlerine Kur’an’ın mahluk olduğunu (halk’ul- Kur’an) kabul ettirmek istemiş, İbni Hanbel de kabul etmeyince kendisini hapse attırmıştır. Öyle ki İbni Hanbel Hazretleri hapiste aldığı yaralar nedeniyle şehid olmuştur. İbni Hanbel Hazretleri kılı-kırk yararcasına bir hayat yaşamıştı. Halk’ul-Kur’an meselesine son veren Halife Mütevekkil bazen kendisine hediyeler gönderiyor fakat o hassasiyetinden dolayı gelen hediyeleri fakirlere dağıtıyordu. Bu yüce kamet halkın içinde insanlardan bir nefer, Allah karşısında da bir ibadet aşığı oluyordu. Tek derdi İslâm ve ümmet-i Muhammed idi. Bu dünyada güneş gibi hep yanmış fakat başkalarını aydınlatmıştı. Geride onun için özlenen günler kalmıştı. Rabbim bizleri şefaatlerine nail eylesin. Kabirlerini pürnur, makamlarını cennet eylesin. Amin!
|